Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

16 Mayıs 2014 Cuma

Biga

Bugüne dek hep yurtdışında gördüğüm şehirleri size anlattım durdum; ama bu kez bir ilk yapacağım ve yurtiçinden bir yer hakkında yazacağım: BİGA!

Neden Biga’yı seçtiğimi size kısaca anlatayım. Ailemin işi nedeniyle hayatımın bir bölümünü geçirdiğim Biga’ya hâlen sıkça gidiyorum. Bir gün Biga’nın bir dolmuşunda üniversite öğrencilerinin konuşmalarına kulak misafiri oldum. Şöyle diyordu düşkırıklığı içindeki çiçeğiburnunda üniversiteli genç: “Yerleşkenin Ağaköy’de olduğunu söylüyorlardı ama Ağaköy deyince ben Ortaköy, Erenköy gibi bir semt sanmıştım, meğer gerçekten de düpedüz köydeymiş!” Önce beni bir gülme aldı. Sonra da üzüldüm ve Biga üzerine etraflıca bir yazı yazıp insanlara bir fikir vereyim dedim. Biga nasıl bir yer, Biga’ya nasıl gidilir, Biga’da neler yapılır hepsinin yanıtlarını bulabileceğiniz kapsamlı bir yazı olur umarım!

Büyüyen Biga
Biga'nın Çanakkale'deki konumu
Biga, biz taşındığımızda 20 bini biraz geçkin nüfusuyla küçük bir kasaba görünümündeydi. Fakat son 10 yılda inanması güç bir gelişim ve büyüme gösterdi, gerek ekonomik gerek nüfussal olarak. Açılan büyük fabrikalar, kurulan ve genişletilen üniversite ve tüm bu yatırımların beraberinde getirdiği yan etmenler sayesinde Biga, 50 bin sınırına yaklaşan merkez nüfusuyla önemli bir ilçe. Çanakkale’nin merkez ilçeden sonra ikinci en büyük ilçesi. Türkiye’nin en çok köye sahip ilçelerinden biri. Köy nüfusları da hesaba katıldığında Biga nüfusu 85 bini aşıyor.

Biga, Çanakkale’yi Bursa’ya bağlayan karayolunun üzerinde yer alıyor. Çanakkale’nin merkezine 90 km (1,5 saat), Bandırma’ya 60 km (1 saat), Bursa’ya 180 km (3 saat), İstanbul’a ise 365 km (6 saat) uzaklıkta. İlçede demiryolu yok. En yakın havalimanı Çanakkale’de. Biga’ya İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Tekirdağ, Yalova gibi pek çok önemli kentten doğrudan otobüs seferleri var. İstanbul yönünden gelenler için otobüs dışında bir seçenek daha var: Yenikapı kalkışlı feribot ya da denizotobüsleriyle 2 ilâ 2,5 saatte Bandırma’ya kadar gelip, feribot varış ve kalkışlarıyla uyumlu saatlerde kalkan servisleri kullanarak 1 saatlik bir yolcuğun ardından Biga’ya varabilirler.  

Biga insanı

Bir terziye ait Rumca mezartaşı
Biraz da Biga’nın ve Bigalıalrın nasıl olduğundan söz edelim. Biga, tarihin her döneminde göç almış ve hâlen de alarak büyümekte olan bir ilçe. Aslî nüfus yapısı da oldukça karmaşık. Balkan Savaşları’nın çıkmasıyla Bulgaristan’dan çok önemli miktarda göçmen gelmiş. Bunların bir kısmını Pomaklar (Müslüman Bulgarlar) oluşturuyor. Yunanistan’dan, Makedonya’dan, Arnavutluk’tan, Bosna’dan da bir o kadar insan gelmiş bu topraklar elden çıktıkça. Çerkes Sürgünü’nün ardından Çerkeslerin de gelmesiyle Biga’nın mozaiği iyice çeşitlenmiş. Fakat ne yazık ki Biga’nın Rumları ve Musevileri ise arkalarında hiçbir iz bırakmamacasına kaybolmuşlar şehrin belleğinden. Günümüzde ise sanayiye bağlı olarak Türkiye’nin dört bir yanından göç gelmeye devam ediyor. Biga’ya yapılan en son toplu göç çok yakın bir tarihte gerçekleşti. Suriye’deki içsavaştan kaçan onlarca Suriyeli Çerkes ailesi, Biga Çerkeslerinin girişimiyle ilçeye nakledildi ve bir Çerkes köyüne bedelsiz olarak yerleştirildi. Bunlar dışında yaşamak için Biga’yı seçen özbeöz Almanlar, Ruslar bile var. Şahsen tanıdığım iki Alman aile ve Türklerle evlenen iki Rus hanım var. İlçedeki demir-çelik fabrikasında çalışmak üzere Çin’den gelen yüzlerce Çinli işçiyi ve okumak için Türkiye’ye gelen Afrikalı siyahî öğrencileri de unutmayalım. Bunlar gerçekten bu ölçekte bir ilçeden beklenmeyecek çeşitlilikler.

Tüm bu topluluklar dillerini, geleneklerini koruyarak ancak bir arada yaşamayı da bilerek günümüze kadar gelmişler. Biga’nın pazaryerinde Türkçe, Pomakça (Bulgarcanın bir şivesi), Çerkesçe ve Boşnakçayı bir arada duymak mümkün. Bu nedenlerle ve özellikle üniversite yerleşkesinin açılmasıyla birlikte Biga halkı dışarıdan gelenleri çabuk kabullendi. Üniversite öğrencilerini saymazsak, Anadolu’nun diğer kentlerinden gelenler çoğunluğunu Karadenizliler ile Doğu Anadolular oluşturuyor. Doğu Anadolu’dan gelen yurttaşlar genelde fabrikalarda ve tarlalarda çalışıyor. Çanakkale’nin ve tabii Biga’nın domatesiyle biberinin meşhur olduğunu unutmayın! Biga'da üretim yapan ve ülkenin önde gelen şirketleri Doğtaş Mobilya, Demko Salça, İÇDAŞ demir-çelik ve YTS boru. 

Öğrenci kenti


Biga İktisadî ve İdari Bilimler Fakültesi, Ağaköy Yerleşkesi
Biga’da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve bazı iki yıllık bölümleri bulunuyor. Yazının girişinde değindiğim gibi yerleşke şehir merkezinin dışında, Ağaköy adında bir köyde.  Türkiye’nin üniversitesi olan ilk köyü olan Ağaköy, Biga’ya yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta ama öğrenciler yine de çok yakınıyorlar bu durumdan. Birkaç yıl öncesine dek yerleşke şehir merkezindeydi fakat binalar yetersiz gelmeye başlayınca Ağaköy’deki dev alana yeni bir yerleşke binası yapıldı ve yeni bölümler açılarak merkezdeki binalar taşındı. Biga şehir merkezindeki eski yerleşke bugün hazırlık sınıflarına ve iki yıllık bölümlere ayrılmış durumda. İlçede şehir dışından gelen 5000 dolayında öğrenci yaşıyor. Biga’da YURT-KUR’a bağlı bir büyük devlet yurdunun yanı sıra sayısız özel kız ve erkek öğrenci yurdu var. Kesenize ve rahatınıza göre bir yer bulacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın. Öğrencilerin çoğu, büyükşehirlere oranla kiraların ucuz olmasından mütevellit ev tutmayı yeğliyor. Şehir merkezinde kaloriferli evleri 500-600 liraya tutabilirsiniz. Yeni yapılan toplukonutlarda ise kiralar gariptir ki 400 TL dolaylarında.

Biga yalnızca üniversite öğrencilerini değil lise öğrencilerini de cezbediyor. Çanakkale’deki en köklü Anadolu liselerinden biri olan ve puanları da hayli yüksek olan Biga Atatürk Anadolu Lisesi ve daha yeni olan Biga Anadolu Lisesi’ne her yıl onlarca öğrenci geliyor şehir dışından. Bu tür öğrenciler için de bir devlet yurdu ve onlarca özel yurt var. İlçede bunun dışında pek çok lise ve özel okul (ilk öğretim ve lise) bulunuyor. Köylerden de taşımalı eğitim yapılıyor. Şehir canlılığını bir bakıma bu öğrenci bolluğuna borçlu.

Yakın çevresi

Balıkkaya ve Biga'nın genel görünümü
Biga’nın fizikî yapısından da söz etmek gerek. Şehir, Balıkkaya denen bir tepenin eteklerine kurulu. Yükseltisi 200 metreden biraz az olan bu tepenin ovaya kavuştuğu noktadan bir akarsu geçiyor. Bugünün Biga’sını ikiye bölen bu akarsunun adı Kocabaş Çayı. Küresel ısınma kurbanı olan çay git gide cılızlaşıyor. Yazın değil durgunlaşmak, neredeyse kuruyor. Her gelen belediye başkanı çayı ıslah edeceğini söylüyor ama yıllardır Kocabaş aynı Kocabaş. Kocabaş’ın karşı yakası denize dek uzanan dümdüz bir ova. Bereketli mi bereketli, her soy sebze yetişiyor neredeyse. Biga’nın denize olan uzaklığı 20 km kadar. Biga’ya ilk gelenler için büyük bir düşkırıklığı oluyor bu. Genelde herkeste Biga bir sahil kenti düşüncesi var. Bunda İstanbullu ve Ankaralı yazlıkçıların büyük payı olsa gerek. Marmara denizine bakan uzun kıyılarında onlarca yazlık site ve tatilköyü var Biga’nın.

Yok edilen bir güzellik: Kocakum Yalısı, Karabiga
Yeri gelmişken Biga’nın kıyı köylerine de değinelim. İçlerinde en önemlisi kuşkusuz Karabiga. Belde belediyesi olan Karabiga’nın kış nüfusu 2000’lere kadar düşerken, yazın nüfus 20 binlere kadar çıkıyor neredeyse. Burada genelde Bigalıların yazlık evleri var. Çok eski bir yerleşim birimi. Antik çağdaki adı Priapos. Beldenin 1-2 km dışında metruk kale kalıntıları var. Ama maalesef ne yerli halk tarihçesini biliyor, ne de konuyla ilgili kapsamlı araştırma yapılmış. Oldukça yıpranmış görünümdeki kalelerin Cenevizlilerden kalma olduğunu söyleyen de var, Karesioğulları’ndan da. Balık restoranları ve sahilleriyle meşhur Karabiga eski ışıltısını çoktan yitirmiş ve daha da yitirecek gibi görünüyor. Biga’nın en güzel kumsalı olan Kocakum Yalısı’nı katleden bir termik santral inşaatı başladı. Arazi düzleme çalışmaları neredeyse sona gelmişken mahkemeden durdurma kararı gelmiş, artık geçmiş ola. Bu güzel yerde artık yüzemeyeğiz.

Biga’nın diğer ünlü sayfiye yerleri arasında Şahmelek, Kemer, Aksaz, Kirazlıdere ve Uzundere sayılabilir. Kemer deyince aklınız Antalya’ya gitmesin. Küçük bir balıkçı köyü olan Biga Kemer’inde güzel bir sahil ve antik bir kent kalıntısı var. Eski adı Parion. Son yıllarda çok önemli arkeolojik buluşlar gerçekleşti Kemer’de. Hâlâ gerektiğince değerlendirilemeyen bir turizm potansiyeli var Biga’nın bu bakımdan. Biga’nın kendisinin de antik bir kentin kalıntıları üzerine kurulduğunu anımsatalım. Adını mitolojinin uçan atı Pegasus’tan alan bir kent varmış Biga’nın yerinde. Pegasus adı değişe değişe günümüze Biga olarak ulaşmış.

Mahalle ve semtler


Çayın karşı yakası, AVM ve Biga Atatürk Anadolu Lisesi
Biga nüfusunun 50 bin sınırına yaklaştığını söylemiştim. Nüfusun büyük çoğunluğu Kocabaş Çayı’nın batı kıyısında yaşıyor. Karşı yaka görece daha yeni bir yerleşim bölgesi. Yollar, caddeler daha düzenli, daha ferah. Okullar, stadyumlar, kapalı spor salonları, açık havuz, hastane, üniversite yerleşkesi, kapalı pazaryeri, alışveriş merkezi, eski terminalin yerine yapılan belediye binası vb gibi yapılar hep bu yakada. Bu yakanın en önemli semti Şirintepe. Hastanenin de bulunduğu  bu semt genelde sitelerden oluşuyor. Karşı yakanın diğer semt ve mahalleleri, İstikâl Mahallesi, Doğankent, Çınarlık, Köşklübağ (İtfaiyearkası) ve yakın zamana kadar köyken 2014 seçimlerinde mahalle olarak merkeze bağlanan Yeniceköy, Abdiağa, İdriskoru Çavuşköy ve Kalafatköy.

Avcılar'daki kafeler
Asıl şehir merkeziyse çok daha sıkışık, yokuşlu bayırlı ve dar caddeleri olan bir kent görünümünde. Önemli semtler ve mahalleler arasında Köprübaşı, Avcılar, Çiçeklidede, Alişdede, Kavaklık, Kanlıkısık, Dubaalan, Bademlik, Küçükşadırvan, Sakarya, Gazikemal, Hamdibey, Ada Mahallesi, Turan Mahallesi, Cumhuriyet Mahallesi, Şehitlik, Yeşilkent (TOKİ), Yaylalar, Ortur ilk aklıma gelenler. Köprübaşı adını çayın iki yakasını birbirine bağlayan köprüden alıyor. Tarihî bir yapı değil, hatta basbayağı çirkin bir köprü. Avcılar, adını Avcılar Kulübü’nden alıyor. Burası bilhassa yaz akşamları şehrin en canlı noktalarından biri hâline geliyor. Yayalaştırılmış bir sokakta sıralanmış kafe ve restroranlar var. Bunların en bilineni Lato. Diğer gelgeç mekânların aksine yıllardır hep aynı yerde hizmet vermeye devam ediyor. Birkaç müzikli bar, öğretmenevi, Avcılar Parkı ve Kaynanalar Parkı da Avcılar semtine hareket katan birkaç adres. Çiçeklidede en bilinen semtlerden. Adını semtte yatırı bulunan bir ermişten alıyor. Bu zâtın vakti zamanında Biga’yı kasıp kavuran çiçek hastalığını bir duayla durdurduğu rivayet ediliyor. Biga’da bildiğim tek yatır bu. Ada Mahallesi ya da Bigalıların dediği gibi kısaca Ada’ya gelelim. Resmî olarak Ada Mahallesi diye bir yer yok aslında. Bölgenin geçmişte ada ada imara açılmasından dolayı insanlar Ada demeye başlamış buraya. Hamdibey Mahallesi’yle aşağı yukarı aynı yer diyebiliriz Ada için. Turan Mahallesi ve Şehitlik ise genelde Romanların yaşadığı bir semt. Biga Romanlarının neredeyse tümü bu semtte. Biga Romanları arasında göçebelik kesinlikle yok. İzole olarak yaşasalar da çok eski zamanlardan beri kentte yerleşikler. Çoğu topluma uyum sağlamış. Çoğunun sürekli işleri var. Müzisyenlik ve sepetçilik başta olmak üzere sanatkârlık çok yaygın. Ben hiçbir zaman Biga’da Romanların hor görüldüğünü görmedim. Şimdilerde devlet tarafından mahallelerinde başlatılan dönüşüm projesi sayesinde gecekondu benzeri tek katlı dökük ve izbe evlerden kurtulup toplukonutlara kavuştular. Bu proje alanına çok da uzak olmayan bir bölgede Hamdibey mahallesinde TOKİ’nin yaptığı diğer toplukonutlar, Yeşilkent ve Ortur, Biga’nın en nezih semtlerinden oldu. Diğer şehirlerde olduğu gibi bu toplukonutlar şehirdışında değil. Ama yine de kiralar şaşılacak düzeyde ucuz. Biga insanı galiba merkezden vazgeçemiyor.

Yaşam

Çınarlık Parkı
Biga boyutunda çok şehir gördüm. Küçük sayılabilecek bir şehre göre çok canlı bir yaşam var Biga’da. Elbette İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den, Bursa'dan ya da daha büyük herhangi bir şehirden gelen öğrenciler Biga'ya gelince sudan çıkmış balığa dönüyor. Elbette Biga böyle yerlerle mukayese edilemez. Ama Biga'nın kendi çapında bir canlılığı var. İçeriği ilginizi çeker ya da çekmez bilemem, ama belediyenin o çirkin, köhne, heyula kılıklı kültür sarayının neredeyse her gün bir etkinliğe ya da söyleşiye ev sahipliği yaptığını söylemek isterim. Yeni bir kültür merkezi yapmak için projeler vardı.

Biga’ya ilk alışveriş merkezi uzun yıllar önce açılmış. Belediye Ticaret Merkezi (BTM) dedikleri bu çarşı, günümüz AVM konforundan oldukça uzak olsa da hâlâ kullanılıyor. Daha çok yerli esnafın giyim üzerine mağazaları var. Biga’ya ikinci AVM kazandırma girişimi 2008 yılında Kapalıçarşı’nın açılmasıyla oldu. Hem mağaza hem ofis bölümü olan Kapalıçarşı, her ne kadar lüks ve modern bir yapıysa da, gerçek AVM konseptine o da ulaşamadı. Oradaki mağazalar da çarşıya ve caddelere sığmayan yerli esnaf tarafından deyim yerindeyse istila edildi. Ulusal ve uluslararası markalar buraya rağbet etmedi. Buranın üst katında ise Biga’nın en bilindik kafelerinden Elite ve bir oyun merkezi var. Önünde bir şehir meydanı oluşturuldu. Her daim kalabalık bir yer. Belediye Ticaret Merkezi de, Kapalıçarşı da Köprübaşı’nda bulunuyor.

Biga’nın hayalini kurduğu gerçek alışveriş merkezi 2013 yılında açıldı. Eski itfaiye binasının yerine yapılan Pakt Plus AVM, adının garabatine ve küçüklüğüne rağmen Biga’ya ünlü giyim markalarının hiç değilse birkaçını çekmeyi başardı. Yıkıldı yıkılacak bir görünüm arz eden çirkin kültür sarayında bulunan sinema da AVM’ye taşındı. Ama eski yerindeki sağlam ses sistemi bu yeni salonlarda yok. Yan salonda hapşırsalar bulunduğunuz salondan “çok yaşa” diyorsunuz. Pakt Plus AVM sayesinde ilk kez dünyaca ünlü fastfood mağazalarından birkaçı da Biga’ya adım attı. Bu AVM, büyükşehirlerdekilere kıyasla elbette çok küçük ama konsept olarak Bigalıları gerçek bir alışveriş merkeziyle tanıştırdı. Eminim nüfus arttıkça ve talep doğdukça bir yenisine daha ihtiyaç doğacak.

Toplukonutlar
Biga’nın bir tarım fuarı var. Güney Marmara’nın en saygın sınaî ve tarımsal etkinliklerinden biri. Her yıl çok sayıda ziyaretçi çekiyor. Biga’nın bir de panayırı var ki evlere şenlik! Her yıl haziran başında kurulan panayır aslına bakarsanız dev bir semt pazarı. 3 gün 3 gece kentte kalıyor. Şehir halkından tutun da, yıl boyunca şehre inmeyen köylü kadınlara; hatta ve hatta çevre ilçelerin sâkinlerine varana dek, yediden yetmişe cümbür cemaat herkes panayıra sökün ediyor. Köylüler, Marmara’nın her yerinden gelen pazarcı esnafın oluşturduğu geniş ürün ve fiyat yelpazesinden istifade edip, yıllık ihtiyaçlarını topluca panayırda karşılıyor. Panayır zamanı elbette panayırların olmazsa olmazı gezici Lunapark da geliyor ilçeye. Panayırın aslında semt pazarından pek de farkı yok. Yalnızca çok daha fazla pazarcı esnaf geliyor hepsi bu.

Biga pazaryeri
Pazarlardan ve pazarcılardan söz açmışken, Biga’nın pazaryerine değinmemek olmaz. Çok isabetli bir kararla şehiriçinden kaldırılan semt pazarı, Köşklübağ denen mevkiye taşındı. Olumsuz hava koşullarındna korunmak amacıyla kapalı olarak inşa edilen Biga pazaryeri Türkiye’nin en büyük kapalı pazarlarından biri. Gerçekten de meyve-sebze, süt ürünü, giyim, hırdavat, çiçekçi, balıkçı esnafının belli bölümlere toplandığı pazaryeri Biga’nın yüzakı. Tüm Türkiye’ye örnek olabilecek öncü nitelikte bir proje. Biga’nın pazarı Çarşamba günleri kuruluyor. Bunun dışında pazaryeri kapalı otopark olarak hizmet veriyor. Cumartesi günleri daha ufak çaplı bir pazar Hamdibey'de kuruluyor ama buraya genelde kendi yetiştirdiklerini satan köylü kadınlar geliyor. Öğleden sonra tüm mallar bitmiş, tezgâhlar toplanmış oluyor.

Park yeri demişken, Biga’nın iflah olmaz park yeri ve uygunsuz park etme sorununa değinmeden de olmaz! Bigalılar bana kızmasın ama onlar kadar hoyratça, umursamazca park eden insanları kolay kolay bulamazsınız. Nüfus bazında kişi başına en fazla aracın düştüğü ilk üç ilçe içindeymiş Biga. Yer gök araba. Kocabaş Çayı’nın her iki yakası boylu boyunca açık ve ücretsiz otopark olarak kullanılmasına rağmen orada bile yer bulmak bazen imkânsız. Daracık Biga caddelerine çaprazlama park eden sürücüler beni oldum olası şaşırtmıştır.

Yeme & İçme

Biga’da neler yapılır, yaşam nasıldır, umarım az çok bir fikir canlanmıştır gözünüzde. Âdettendir, Biga’da ne yenir, ona da değineyim. Biga mutfağının en öne çıkarılan ürünü cevizli lokumu. Ekseri fıstıklı ya da fındıklı yediğimiz lokum, cevizle de hiç fena değil. Bir Tekirdağ ya da Akçaabat köftesince olmasa da Biga’nın da kendine özel bir köftesi var. Izgarada yapılması dışında hiçbir özelliğini bilmiyorum ama Köfteci Âkif denince Biga’da herkes bir yutkunur. Onun dışında Biga’ya özgü olmasa da peynir tatlısı, Biga’nın eti ve süt ürünleri, domatesi, biberi de oldukça meşhur. Biga köy yoğurdu ibaresine İstanbul’da pek çok şarküteride rastladım. 

Şimdiye dek anlattıklarım daha ziyade Biga’da yaşamaya niyetlenenlere yönelikti. Peki diyelim ki Biga’dan geçiyorsunuz ya da birkaç günlüğüne geldiniz. Biga’da nereler görülür, nereler ziyaret edilir. Yanıtı üzülerek veriyorum ki, hiçbir şey. Biga çok köklü bir kent olmasına rağmen tarihî dokusunu eskaza korunarak günümüze ulaşmayı başarabilen birkaç eser dışında tümüyle yitirmiş. Son olarak bir yangın Biga’ya darbesini vurmuş. Şehir merkezi tamamen yanınca şimdi adını unuttuğum ama aslında çok ünlü olan bir mimar Biga’ya yeni bir şehir planı çizmiş. Küçükşadırvan’da yıldız biçiminde kesişen altı yol işte bu planın bir sonucu ortaya çıkmış.

Görülecek yerler

Küçükşadırvan’a bağlanan caddelerden biri olan Çan Caddesi, Çarşı’nın belkemiğini oluşturuyor. En önemli bankaların şubeleri, butikler, mağazalar bu cadde üstünde. Bu caddenin paralelinde de yazının başından beri yerin dibine soktuğum kültür sarayı var. Küçükşadırvan’a bağlanan bir cadde sizi Belediye Ticaret Merkezi’ne, bir diğeri Kaymakamlığın bulunduğu Hükûmet Meydanı’na; biri Gazikemal Mahallesi’ne, biri de Kapalıçarşı ve Köprübaşı’na götürür.

Hükûmet Meydanı’nda eskiden çok çirkin bir Hükûmet Konağı vardı. Çok şükür yıktılar şimdi çok güzel bir bina yapıyorlar. Tam karşıda Çarşı Camii var. 19’uncu yüzyılın başlarından kalma bir cami. Pek eski değil yani ama şehrin en güzel camilerinden biri. Kiliseden camiye çevrildiği söyleniyor ama ben emin değilim. Eskiden yanıbaşında bir hamam varmış ama hamam günümüzde neredeyse tamamen yıkılmış ve terk edilmiş. Hükûmet Meydanı’nın tam ortasında Büyükşadırvan da dedikleri tarihî çeşme var. Eskiden Çarşı Camii’nin şadırvanı olarak hizmet verirken günümüzde daha ziyade çeşme olarak kullanılıyor. Evet, Biga’da adım başında sokak çeşmeleri var ve suları içilebiliyor! 

Hükûmet Meydanı’ndan çok uzaklaşmadan Biga Müzesi olarak kullanılan tarihî Halimbey Konağı’nı ve MRG Hotel’in tarihî binasını da atlamayalım. Müzeyi gezme fırsatım olmadı ama Biga’ya özgü giyim ve ev eşyalarının sergilendiği bir yermiş.

Kocabaş Çayı
Kentin gezinti alanlarının başında Çayboyu geliyor. Adı üstüne çay boyunca yürüyor insanlar. Çayboyu’nun en kalabalık kısmı Köprübaşı’ndan Avcılar’a kadar olan bölüm. Karşı yakadaki Çınarlık’ta da güzel gezinti alanları var. Yerleşim daha seyrek olduğu için daha geniş bir alan var. Bu nedenle bisiklet parkuru, çocuk oyun alanları, kafe ve restoranlar da var burada.

Biga’da ilgi çekebilecek son yer de Balıkkaya. Şehrin yanıbaşındaki bu tepede bir mağara var. Yakın zamana değin mağaranın içinde bir çıplak kadın heykeli varmış ama vandalizme kurban gitmiş. Kısa süre öncesine kadar Balıkkaya’da şehrin her yerinden görülebilen dev bir huzurevinden başka bir şey yoktu. Şimdiyse belediye tesisi yapıldı ve Bigalılar, ilçelerinin güzel manzarası eşliğinde piknik ve mangal yapıp, kafeteryalarda çaylarını yudumlayabiliyorlar.  Biga içinde olmasa da Kırkgeçit Kaplıcaları’nın da son dönemde sıkça adını duyurmakta olduğunu ekleyelim.

Bu yazı biraz Biga’yı övme yazısı mı oldu diye çekincelerim oluştu. Ama iltimas geçtiğim hiçbir nokta yok gerçekten. Elbette bir il merkeziyle ya da büyükşehirle mukayese edemem bu küçük ilçeyi. Ama nice ilçeler var ki hayalet kasabayı andırır. Biga’yı öyle bulmadım hiç. Hem sakin, hem canlı, güvenli, yeşil, halkı çağdaş ama geçinmesi bazen biraz zor, iklimi hoş bir kent. Biga’yı hep ikinci memleketim olarak anacağım!

Not: Bu yazıda kullanılan görseller çeşitli sitelerden alınmıştır. Hak sahibi sizseniz lütfen benimle iletişime geçin. 

8 yorum:

  1. Benim en merak ettiğim denizi nasıl?:) plaj var mı? ..Lapseki'deyiz gelmişken gitsek mi
    Diye düşündüm ama hiç bilgim yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Dilek hanım. Açıkçası Lâpseki plajlarının yanında Biga'nınkilerin sözü edilmez :) Orada eğlenmenize bakın bence :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. bence çok güzel bir yer herkese tavsiye ederim

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir anlatım olmuş gerekli bilgiler kısaca verilmiş teşekkürler emeğinize saglik

    YanıtlaSil
  4. Merhaba, yazınız için teşekkür ederim. Bu ay eşimin işi nedeniyle Biga ya geçici olarak taşınacağız. İşi Kemer köyünde. 4,3 ve 1 yaşlarında üç çocuğumuz var. Tam olarak nereye yerleşebileceğimize karar veremedik. Kemerde sanırım kalacak yer yok. Bana önerebileceğiniz bir yer var mı?
    Tekrar emeğinize sağlık. Hoşçakalın.

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Bigayı hafife alan bir anlatım olmuş. Köftesi Tekirdağ ve Akçaabat kadar olmasa da denmiş... Bu köfteyi tadanların köftenin orjinalliğini fark ettikleri aşikardır. Ama nedense hafiften geçiştirilmiş. Peynir Tatlısı Bigaya özgü olmasa da denmiş. Neden Bigaya özgü değilmiş acaba? Bu tatlıyı sanırım kemalpaşa tatlısı ile karıştırdınız. Sonra birisi sormuş Biganın denizi nasıl diye. Lapsekinin deniziyle kıyaslanmaz diye cevap verilmiş. Olabilir ama bir yeri anlatırken başka bir yerle kıyaslama ne kadar doğrudur. Lapsekiyi soran birisine de Bodrum'un deniziyle kıyaslanmaz cevabını mı vereceğiz. Biga hakkında bir şeyler anlatılmaya çalışılmış ama hiçbir şekilde Biga havası verememiş bir yazı olarak değerlendiriyorum.

    YanıtlaSil