Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Yurtdışına çıkanlara 5 önemli tavsiye

Yurtdışına çıkmaya karar verdiğiniz andan itibaren yoğun bir sürece girersiniz. Vize hazırlığı, pasaport, seyahat sigortası derken gezi öncesi hazırlıklara sıra gelir. Gezinizi ne kadar iyi bir biçimde planlarsanız, o kadar verimli bir tatil yaparsınız. Seyahat öncesini planlamak kadar, seyahat sırasında neler yaptığınız, nasıl davrandığınız da önemlidir. Gittiğiniz her ülkenin kendine has özellikleri vardır çünkü. Bu nedenle dikkat etmemiz gereken pek çok husus var. İşte bu yazıda kişisel deneyimlerimden yola çıkarak geziniz sırasında işinize yarayacak 5 önemli tavsiye vereceğim.

1. Selam ve tebessüm

Tebessüm günlük yaşamımızdan silineli çok oldu. Maalesef selam da gitgide kayboluyor. Artık bir gişe çalışanına selam verdiğinizde şaşırıyor, hiç fark ettiniz mi? Size bu konuda tavsiyem, özellikle yurtdışında gittiğiniz her yerde iletişim kuracağınız kişilere selam verin. Buna yapmacıktan da olsa bir gülümseme katarsanız tadından yenmez. Gittiğiniz ülkenin dilinde en azından “Merhaba” ve “Teşekkür ederim” demeyi öğrenmenizi öneririm. Belki İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, İspanya’da aynı etkiyi yaratmaz ama daha küçük, kendine özgü dilleri olan ülkelerde insanlara kendi dillerinde selam vermeniz onların gururunu okşayacak; size yapılacak muameleyi olumlu yönde etkileyecektir. Bu tür basit tümceleri İnternet’te kısa bir aramayla bulabilirsiniz. Akıllı telefon ya da tablet kullanıyorsanız, böyle basit cümlelerin telaffuzlu biçimde listelendiği uygulamalar var; onlardan birini indirebilirsiniz. Böyle bir zahmete girmek istemeyebilir; hattâ İngilizceyi bile doğru düzgün konuşamıyor olabilirsiniz. Sonuçta dil bilmemek gezmeye engel değil. O hâlde, sıcak bir gülümseme ve bir baş selamı bile tek başına yeterli olacaktır. Bir selam ve gülümseme size restoranda küçük bir ikram, bilet gişesinde öğrenci kartınız yoksa bile bir öğrenci indirimi, hediyelik eşya dükkânlarında bir jest olarak geri dönebilir. Huysuz, aksi, mızmız, asık suratlı turist hiçbir ülkede sevilmez. Kaba ve soğuk bir tutumla sipariş ettiğiniz kahve gelirken, garsonun içine tükürmeyeceğinin garantisi var mı??? :)   

2. Gelenek ve yasaları gözetin

Mayo plajda giyilir!
Dediğim gibi, her ülkenin kendine özgü bir kültürü, kendi gelenek ve görenekleri ve tabii ki yasaları var. Bunlardan haberdar olmak, bu farkları gözetmek ve saygı duymak çıktığımız gezilerde işimizi kolaylaştıracaktır. Dışarıdan gelen biri olarak elbette yasalara uymak mecburiyetindesiniz. Gelenek ve göreneklere uymak ise zorunda olmasanız da yapmanız gereken bir şey. Bu konuda gideceğiniz ülkeyle ilgili küçük bir araştırma yapmanızı öneririm. Daha önce gidenlerden fikir almak da çok yararlı olabilir. Örneğin, Doğu ve Ortadoğu ülkelerinde çıplaklığın hoş karşılanmayacağını unutmayın ve bu ülkelerde –kadın ya da erkek- uzun paçalı, en azından yarım kollu ve göğsü kapalı giysiler giymeyi tercih edin. Bu sizi meraklı ve öfkeli bakışlardan korur. Batı ülkelerinde bu durum çoğu zaman kabul görse de, oralarda bile her şeyin bir sınırı vardır. Mesela mayo veya bikininizle kumsaldan çıkıp bir markete girmeyin. Mayo plajda giyilir! Çoğu yerde zaten “mayoyla köy içine girmeyin” levhasını bulacaksınız.

Bunun dışında alkol konusuna da dikkat edin. Bazı Avrupa ülkelerinde bile sokakta, toplutaşıma araçlarında, parklarda, meydanlarda alkol tüketmek yasaktır. Bunu ihlâl etmeniz durumunda yüklü bir ceza yiyebilirsiniz. Müslüman ülkelerde ise çok daha dikkatli ve saygılı olmalısınız bu konuda. Gürültü, şamata, yüksek sesli kahkahalar, yüksek sesle telefonda görüşmek zaten dünyanın hiçbir yerinde hoş karşılanmaz. İtalya gibi gürültücü milletler bile bunu yapan turistler olunca bir medeniyet abidesi kesilip, sizi kınayabilir.

Poz vermek ya da dinlenmek için olmadık yerlere oturmayın ya da tırmanmayın. Toplutaşıma araçlarında ya da parklardaki banklarda ayakkabılarınızla insanların oturduğu yerlere basmayın. Yerlere çöp atmayın. Kiliselere ya da tapınaklara uygun giysilerle girin. Mabetlere girerken başınızdan şapkanızı, ağzınızdan sakızınızı çıkartın. Fotoğraf çekmenin ya da flaş kullanmanın yasak olduğu yerlerde bu yasağı delmeyin. Çünkü bir görevli “flaş yasaktır” levhasını size göstererek size budala muamelesi yapacaktır. Kendinizi bu duruma düşürmeyin.

3. Yemek meselesi

En açıkgörüşlü, en yenilikçi insanlar bile, damak tadı söz konusu olduğunda son derece tutucu olabilirler. Mutfak konusunda yeniliklere açık olmanızı öneririm. Gittiğiniz ülkenin yerel tatlarını denemekten çekinmeyin. Bazı yiyeceklere karşı alerjiniz ya da tüketim kısıtlamanız varsa gittiğiniz yerlerde söyleyeceğiniz yemeğin içinde ne olduğunu sorabilirsiniz. Bazı yemeklerde alkol, alışkın olmadığınız yerel baharatlar veya domuz eti kullanılıyor olabilir. Bunu göz önünde bulundurun ve sormaktan çekinmeyin.

Gittiğiniz ülkenin yerel tatlarını denemekten çekinmeyin
Dünyanın her yerinde bulabileceğiniz fastfood restoranlarına, Türklerin işlettiği kebapçılara (buna aslında çok da karşı değilim, muhabbetleri çok güzel olabiliyor gurbetçilerin), o bölgeye özgü olmayan yiyecekler sunan lokantalara gitmeyin. Fakat yerel yemek sevdasıyla, şehrin en turistik yerindeki tıklım tıklım mekânlardan da uzak durun. Böyle yerler hep çok kalabalık olur hem de fiyatlar olması gerekenden daha şişkindir. Kalabalık müşteriyle başa çıkmak için genelde porsiyonlar özensiz ve lezzetsiz hazırlanır. Siz siz olun, gittiğiniz şehrin yerlileri nerede yemek yiyor onu öğrenin. Bir bankta otururken, o şehrin yerlisi genç bir öğrenciye danışmanız, genelde sizi en iyi adrese yönlendirir. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, öğrenci milleti en iyi yemeği, en ucuza nerede bulabileceğini pek iyi bilir!  

Gittiğiniz yerlerde sipariş verirken yemeklere fazla müdahale etmeyin. Menüde size en uygun olanı seçin ve yemeğin önünüze gelmesini bekleyin. İçinde şu olmasın, üstüne bundan serpmeyin vb gibi kaprisler genelde hoş karşılanmaz ve sonu da pek hayırlı olmaz. Düşünsenize Türkiye’ye gelen bir turist bilmediği için, mantının ya da İskender’in üstüne yoğurt koymayın diyor. Sizin de yemeğinizden çıkarttıracağınız bir malzeme, yemeğinizin tadını bozabilir. Garson iyi niyetle sizi uyarmak isteyebilir. Siz itiraz edersiniz ve alın size gereksiz bir gerginlik. O nedenle, yiyebileceğiniz bir şeyi seçin ve şefin maharetine güvenin.  


4. Değerli eşyalarınız

Geziye çıkarken altın künyelerini, küpelerini, kolyelerini, bileziklerini de beraberinde götüren hanımları oldum olası anlamam. Zaten Avrupa toplumları da bizim bu altın tutkumuzu hiç anlamaz. Onların güzellik anlayışında altının pek yeri yok, baştan söyleyeyim. Bu nedenle hanımlar, altınlarınızı evde bırakın. Böylece kaybetmeniz durumunda ah vah etmenizin de önüne geçmiş olursunuz. Hele ki, Doğu ülkelerine ya da yoksul Avrupa ülkelerine gidiyorsanız değerli eşyalar taşımak sizi açık bir av konumuna sokar. Başta kendi güvenliğiniz için değerli takılarınızı evde bırakın.

Akıllı telefonlarınız, tablet bilgisayarlarınız ya da pahalı kameralarınız varsa bunları korumak da önemlidir. Özellikle trenler ve otobüsler yüksek riskli alanlardır. Hele ki yorgunluk atmak için biraz kestirmeye karar vermişseniz, çok büyük tehlike altındasınız. Bu eşyalarınızı hiç göstermeksizin çantanızda saklamanız yararlı olabilir. Müze kuyruklarında, parkta çimlerde uzanırken vb yakınınızdaki birinin usulca çantanızı açıp sizi soyması işten bile değildir. Hangi ülkede olursanız olun, artık yankesiciler çok büyük bir sorun. Buna karşı dikkatli ve tedbirli olun.

Yurtdışına çıkarken para değişimi yapmak önemlidir. Genelde bu işi Türkiye’de yapmak daha mantıklı. Çünkü Türk Lirası yurtdışına az bulunan para birimleri kategorisine giriyor ve döviz kuru Türkiye’dekinden daha yüksek olabiliyor. O nedenle ihtiyacınız olabilecek miktarda parayı Türkiye’de değiştirerek yola çıkmak mantıklı. Tabii paranıza sahip çıkmak, seyahatin en güç kısımlarından. Paranızı cüzdanda, cüzdanı da cepte ya da çantanızda tutmak hırsızlara, yankesicilere davetiyedir. Taşımaktan çekinmezseniz bir bel ya da boyun çantası kullanmanızı öneririm. Bel çantasının ise fermuarlarını dikkatli kapamanız gerekir; yoksa değerli eşyalarınızı döke döke yürürsünüz, haberiniz bile olmaz. Boyun çantasına ise yalnızca para koyulur ve tişörtünüzün içine atılır. Fazla şişkin olursa giysinizin altından belli olur, çirkin görünür. Kullanması çok zor olsa da hepsinden güvenlidir boyun çantaları.  Tabii tüm paranızı aynı yerde tutmamaya da özen gösterin. Farklı yerlere bölüştürün ki birini yitirmeniz durumunda diğeri imdadınıza yetişsin.

Bir miktar parayı da kara gün akçesi olarak ayırmakta yarar var. Seyahat sonuna kadar hiç kullanmayın bu parayı. Acil bir durumda kullanmak üzere saklayın. Acil bir durum olabilir, beklenenden önce ülkeye dönmeniz gerekebilir. Uçak bilet almanız gerekebilir. Kâbus senaryoları çoğaltılabilir. Bu parayı harcamadan ülkeye dönerseniz bir dahaki gezinizin finansmanı için ilk parayı kenara koymuş olursunuz, fena mı? :)

5. Pazarlık etmek ve tutumluluk

Bir turistin yurtdışında en iyi bilmesi gereken şeylerin başında tutumluluk ve pazarlık etmeyi bilmek gelir. Gereksiz harcamalardan ve şişkin fiyatlardan kaçınarak çok farklı etkinliklere bütçe ayırabilirsiniz. Örneğin otelinizden bir müzeye gidiyorsanız ve arada iki duraklık bir mesafe varsa; otobüse binmeyip yürüyün. Hem şehrin sokaklarını, caddelerini keşfetmiş olursunuz; hem de gidiş-dönüş otobüs/metro biletinden tasarruf edeceğiniz toplam 4 avroyla şehrin en güzel kafesinde yarım saat oturup bir kahve içebilirsiniz mesela.

Madde 1’de belirttiğim üzere içten bir selam ve buna eşlik edecek bir gülümseme, alışverişlerinizde size çok yardımcı olabilir. Satıcı sizi kazıklamaktan vicdan azabı duyabilir ya da size güzel bir indirim yapabilir belki de! Girdiğiniz yerlerde, özellikle hediyelik eşya dükkânlarında fiyatlar üç aşağı beş yukarı aynıdır. Ve çoğunluğu Çin’de üretilmiş olan ucuz mallar değerlerinin çok üstüne satılırlar. İşte bu durumda pazarlık etmeyi iyi bilmek gerekir. Pazarlık etmekte utanılacak bir şey yok. Onlar üç kuruşluk malları öyle fahiş fiyatlara satmaktan utanmıyorlarsa; siz pazarlık etmekten niye utanasınız? Baktınız ki, satıcı pazarlığa yanaşmıyor nazikçe rest çekin. Teşekkür edin, pahalı bulduğunuzu söyleyin ve elinizdekileri bırakıp dükkândan çıkmaya yeltenin. Genellikle sizi geri döndürüp istediğiniz indirimi verirler. Vermedilerse aynı şeyi bir başka dükkânda deneyebilir ya da fiyatlar aynı düzeydeyse risk almayıp başka bir dükkândan alışverişinizi yapabilirsiniz.

Promosyonlu ürünleri tercih etmek de bütçeniz için yararlı olacaktır. 3 fiyatına 4 adet, 7 fiyatına 10 adet gibi kampanyalar sunan dükkânları tercih edin. Çoğu zaman aynı hediyelikten 10 adet almak çok fazladır. Bu durumda arkadaşınızla 5-5 alıp fiyatı paylaşmak veya o ürünle ilgilenen bir başka müşteriye aynı şeyi teklif etmek iyi olabilir.

Özellikle hediyelik alırken pazarlıktan çekinmeyin
Madde 3’le ilintili bir başka tavsiyeye gelelim. Yemek yiyeceğiniz zaman fiks menü sunan restoranları tercih etmeniz yine bütçenizi olumlu yönde etkileyecektir. Yemekleri, içecekleri, tatlıları ayrı ayrı aldığınızda genelde daha fazla ödersiniz. Fiks menülerse hem bilmeyenler için birbiriyle uyumlu yiyecek/içecekleri sunar, hem de daha uygun fiyatlıdır.

Taksiciler turistlerin belalısıdır desem çok mu ayıp etmiş olurum? Maalesef dürüst olmayan insanlar yüzünden gerek Türkiye’de, gerekse yurtdışında yabancısı olduğunuz bir yerde taksi kullanmak kazıklanmakla eşdeğer oldu. Ben yurtdışında hiç taksi kullanmıyorum. Daha uzun da sürecek olsa toplutaşımayı tercih ediyorum. Hiç değilse kazıklanmıyorum, param cebimde kalıyor. Her zaman bavulumu olabildiğinde hafif hazırladığım için toplutaşıma kullanmak benim için sorun değil. (Bavul hazırlığıyla ilgili tüyolarım için buraya tıklayın)

Eğer uygunsuz uçuş saatlerine denk geldiyseniz ya da gerçekten çok fazla bavulunuz varsa ve bu nedenle taksi kullanmak zorundaysanız; binmeden evvel taksiciye adresi gösterin ve ortalama kaça patlayacağını sorun. Aynı şeyi bir başka taksiciye daha sorun ve aldığınız yanıtlar birbiriyle örtüşüyorsa taksiye binin. Taksiciden mutlaka taksimetre kullanmasını isteyin. Faturanızı almayı unutmayın. Dedem hep anlatır. Bir keresinde İsviçre’de taksiye binmiş ve ineceği zaman fiyatı epeyce tuzlu bulmuş. Taksici fatura kesmiş, plakasını ve adını yazmış. Gidip yarın istediği bir polise faturayı göstermesini, eğer suçluysa şikâyetçi olabileceğini söylemiş. Şimdiki taksicilerin önemli bir bölümü maalesef bu dürüstlükten pek uzak.

***

Bunlar dışında sizin de gerekli olduğunu düşündüğünüz konular varsa aşağıdaki yorum bölümünden ya da yandaki iletişim sekmesi üzerinden lütfen bana bildirin ki, bir başka yazımda değineyim. Şimdiden iyi yolculuklar!  

2 yorum:

  1. Akıllı tavsiyeler için teşekkür ediyorum. Blog'unuz Google-da başka bir şey ararken karşıma çıktı. Şimdiyedek olduğum seyahetlerde yukarıda belirtilen bazı durumlarla ben de karşılaştım. Diğer taraftan, yazıyı okuduktan sonra yeni bir şeyler de dikkatimi çekti. Daha sonraki gezilerimde dikkata alacağıma eminim.

    Saygılarla

    Asif, Lyon

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim. Yaşam boyu sorunsuz geziler diliyorum size :)

      Sil