Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

3 Temmuz 2014 Perşembe

Vialand

Herhâlde hepimiz bir kez olsun Disneyland gibi dev bir tema parkında bir gün geçirmeyi düşlemişizdir. Fakat öyle olsa bile, en azından Türkiye içinde, bu düşümüzü gerçekleştirebileceğimiz herhangi bir yer yoktu, yakına kadar! İstanbul, Eyüp’e bağlı Yeşilpınar semtinde açılan Vialand, artık bu eksikliği gideren muhteşem bir yatırım olmuş!

Vialand'in görkemli girişi
Büyüklük olarak Fransa’nın Disneyland’i ile karşılaştırılamaz olsa bile, Vialand her yaştan insanın eğlencenin dibine vurabileceği çok canlı bir yer. Gerek arkadaşlarınızla, gerekse ailenizle gidip, çok güzel bir gün geçirebilirsiniz.

Vialand aslında dev bir yaşam merkezi. Alışveriş merkezi, tema parkı, gösteri merkezi ve otel bölümleri var. Toplam yüzölçümü 600 bin metrekareyi aşıyormuş. Ama bu rakam sizi yanıltsın istemem; yazımıza konu olacak tema park bölümü pek büyük sayılmaz zira. Özellikle yetişkinlere yönelik oyuncakların sayısı sınırlı. Sırası gelince onlara da değineceğim…

Ulaşım

Vialand’in çok ayaküstü bir yerde olduğunu söyleyemem. Ulaşım gerçekten sorunlu. Otobüsler sizi oldukça uzak bir noktada bırakıyor ve parka kadar yürümek durumunda kalıyorsunuz. Özel araç en mantıklı seçim olur parka gelmek için. Geniş mi geniş bir otoparkı var Vialand’in. Fakat benim gibi toplutaşıma araçlarıyla yolculuk edenler için de parka nasıl gidileceğini anlatacağım.

Öncelikle sizi Vialand’e getiren ücretsiz müşteri servisleri var. 12.00 / 21.00 arası hemen hemen her saat başı Taksim, Sultanahmet, Bakırköy, Halkalı ve Sarıyer’den servis kalkıyor. Güncel servis saati ve güzergâh bilgileri için buraya tıklayabilirsiniz. Servisler sizi doğrudan Vialand’in içine bıraktığı için özel araç konforu sunuyor. Her araç 17 kişilik ve yasalar gereği ayakta yolcu alınmıyor. Giderken yer bulmak daha kolay ama dönüşte, özellikle de parkın kapanış saatinde herkesle birlikte çıkıp servis alanına gittiyseniz yer bulmanız çok güç. Parktan çıktığınızda dümdüz yürüyerek Lavazza’nın önüne gidin, servisler buradan kalkıyor. Gittiğinizde bekleyenler varsa hangi güzergâh için beklediklerini sorun. Sıra oluşturmamışlarsa siz bir sıra oluşturmayı teklif edin. Ortalık uyanık olduğunu sananlarla dolu. Sıranızı alıp 17 kişilik kontenjanı doldurabilirler.

Bilet gişeleri
Yeşilpınar’dan geçen minibüs ve otobüsler de sizi Vialand’e götürebilir fakat dediğim gibi, sizi anacaddede bırakıyorlar ve siz bu noktadan parka kadar yaklaşık 10 dakika kadar yürümek durumunda kalıyorsunuz, üstelik gittiğiniz yol yokuş!

Biz Aksaray üzerinden gittik Vialand’e. Minibüsler de varmış ama biz sesli anons sisteminden durakları takip edebilmek ve sıcak havada klima konforundan yararlanmak için otobüsü tercih ettik. Aksaray metro istasyonunun önündeki duraktan (Tramvay durağı önündeki Yusufpaşa durağıyla karıştırmayın!) 39D Yenikapı-Yeşilpınar otobüsüne bindik ve 45 dakikalık bir yolculuğun ardından ineceğimiz durak olan Girne Caddesi durağına vardık. Girne Caddesi durağı, sonduraktan yani Yeşilpınar durağından bir önceki durak. Aksaray’dan geçen 39D dışında, 47 Yeşilpınar-Eminönü, 39O Yeşilpınar-Otogar, 39Y Yeşilpınar-Vezneciler otobüslerine de binebilirsiniz. Bu durakta inince, durağın hemen yanıbaşındaki yokuşu (Muhtar Camii Sokağı) tırmanmaya başlıyorsunuz. Yokuşun düzlüğe çıktığı yerde Pınar Camii’ni göreceksiniz. Caminin yanından sola dönün, biraz ilerleyin, girişi bulacaksınız. Biraz meşakkatli bir yol olduğunu söylemiştim! Şimdi çok daha kolay bir yol söyleyeceğim, umarım en sona bıraktığım için kızmasınız! Yeni açılan bir otobüs hattı daha bulunuyor. 49Z Yeşilpınar-Zincirlikuyu Metrobüs hattı, sizi tam bu girişin önünde bırakan bir can simidi âdeta… Girişe en yakın yerden geçen otobüs hattı bu. Buna binmediyseniz yukarıda dediğim yolu yürümek zorundasınız.

Giriş ve biletler

Ne dediği anlaşılmayan Vialand yazıtı
Gelelim girişe ve biletlere… Genelde insanlar bilet fiyatlarını yüksek buluyor ama tüm dünyada tema parkların bilet ücretleri böyledir. Girişte bileti alırsınız ve içeride istediğiniz kadar kalır, istediğiniz oyuncağa istediğiniz kadar binersiniz. Bizim Vialand için biletler hem İnternet sayfasında, hem de girişteki bilet gişelerinde satılıyor. Gişelerin sayısı oldukça yeterli, fazla sıra beklemeden biletinizi alabiliyorsunuz. 

Bilet ücretleri yılın hangi ayında olduğumuza ve haftaiçi/haftasonu olmasına göre değişiklik gösteriyor. Yoğun sezonda ve bayramlarda fiyatlar biraz yükseliyor. Öğrenci tarifesi yok; çocuk/yetişkin tarifesi var. 15 yaş ve üzeri yetişkin olarak değerlendiriliyor ve tam bilet kesiliyor. Park saat 10.30’da açılıyor, 21.30’da kapanıyor. Yazları çifte seans yapılıyor ve park geceyarısına kadar açık kalıyor. En güncel fiyat bilgilerini buraya tıklayarak bulabilirsiniz.  Park kış aylarında ise kapılarını kapatıyor.

Oyuncaklar

Vialand'in gözbebeği Nefeskesen
Biletlerinizi alıp parkın görkemli girişine yöneldiğinizde sizi görevliler karşılıyor ve girişte yeşil perde önünde şipşak fotoğrafınız çekiliyor. Daha sonra çıkarken efekt eklenmiş bu fotoğrafı satın alabilirsiniz. Dediğim gibi, parka girdiniz mi istediğiniz oyuncağa istediğiniz kadar binebilirsiniz. Girişe en yakın oyuncaklar çocuklara hitap ediyor. Biraz ilerleyince parkın gözbebeği, en meşhuru Nefeskesen’e varıyorsunuz. Türü itibarıyla bir roller coaster olan bu oyuncağa, diğer tüm oyuncaklarda olduğu gibi Türkçe bir ad koyulmasını takdir ettim. Bir yandan bu Türkçe hassasiyetini öven sözler ederken, diğer yandan da Nefeskesen’in sırasına girmiştik. Yaklaşık 30 dk’lık bir bekleyişin ardından sıra bize geldi. Hem de şansıma, Nefeskesen’in en önüne oturdum! Gerçekten nefesim kesildi… Kesinlikle ve kesinlikle Vialand’in bir numarası buydu. Yalnız maceraya Nefeskesen’le başlamak iyi bir fikir mi bilemiyorum. Açılışı bununla yapan kardeşim, bir daha ters dönen hiçbir oyuncağa binmedi, binemedi o gün!

Nefeskesen’den inince çevrede çocuklara yönelik başka birçok oyuncak görebilirsiniz. Bizi ilgilendirmediği için es geçtik ve hafif bir yokuş inerek eski İstanbul mahallelerinin canlandırıldığı alana geldik. Fikir olarak çok iyi, yapılan canlandırmalar da çok başarılı olmuş. Fakat bana çok küçük geldi. Osmanlı mimarisiyle yapılmış yapılar içinde restoranlar bulunuyor. Ayrıca parkın mescidi de bu sokakta. Bu eski Osmanlı sokağı, biraz daha uzun olsa çok daha güzel olabilirmiş. Bu dediğim yokuşu yürüyerek inmek yerine parkın içinde dolaşan minyatür trenlere de binebilirsiniz. Yaklaşık yarım saatte bir kalkıyor. Saatleri denk getirebilirseniz bunları da deneyebilirsiniz.

Fatih'in Rüyası'ndan bir kesit
Sokaktan çıkınca, İstanbul surlarının canlandırıldığı alana çıkıyorsunuz. Surların üstünde bugüne değin kurulmuş tüm Türk devletlerinin bayrakları yer alıyor. Bu alan parkın en güzel noktalarından biri. Surların içinde “Fatih’in Rüyası” adında güzel bir ünite var. İstanbul’un fethinin canlandırıldığı bu ünitede bir tekne içinde yol alıyor ve adım adım İstanbul’un fethini izliyorsunuz. Çok emek harcanmış, üzerinde çok düşünülmüş bir tasarı. Herhangi bir adrenalin sunmasa da ben çok beğendim. Mutlaka girilmeli, özellikle çocuklara gösterilmeli.

Surlar önündeki meydanda aynı zamanda Saray Salıncağı adında bir başka oyuncak var. Alışılagelmiş lunaparklardaki uçan sandalyelere benzeyen bu oyuncağa ben binmedim çünkü bu tür oyuncaklar midemi bulandırır. Benim gözüm Adalet Kulesi denen oyuncaktaydı. Topkapı Sarayı’nın en yüksek yapısı olan Adalet Kulesi’nden esinlenilerek yapılan bu oyuncağın bir benzerine İtalya’daki Gardaland’da binmiştim. İnsanların çok ilgi gösterdiği bir oyuncak.  Binişiniz 1 dakikadan az sürmesine rağmen kapısındaki dillere destan bir kuyruk var her daim. 1 dakika için 40 dakika kuyruk beklemek sizi rahatsız etmezse mutlaka deneyin Adalet Kulesi’ni. Sizi yavaş yavaş 50 metre yükseğe kaldıracak ve birden boşluğa bırakacak. Her şey öylesine ani gerçekleşiyor ki, değil çığlık atmak, soluk almayı bile unutuyorsunuz. 2 kez bindim, eğer bu berbat kuyruk olmasa çok daha fazla binerdim.

360 adlı oyuncak
Buraya kadar anlattıklarımı okuduysanız, dikkatinizi çekmiştir. Parkta genel olarak bir Türk-Osmanlı teması var. Gerçekten tasarımı üzerine uzun uzadıya kafa yorulduğu belli. Parka gelen yabancı ziyaretçilere tarihimizden ve kültürümüzden esintiler sunan bir park yaptıkları için ben tasarımcıları kutluyorum. Mahalle arasındaki lunaparklarda bile oyuncaklara saçma sapan adlar verilirken, yabancılara da hitap edecek böyle büyük bir yatırımda yerli ögeler kullanılması çok olumlu. Evet, yabancı ziyaretçi demişken belirtmekte yarar var. Parkı Türkler kadar yabancılar da ziyaret ediyor. Arap ve İranlı turistler başı çekmekle birlikte, Avrupa’dan da çok sayıda turist göze çarpıyor.

Ve Viking… Vialand’in bir diğer gözbebeği. Ters dönen, size çığlıklar attıran, korkudan soluğunuzu kesen bir oyuncak olmasa da, ziyaretçilerin çok sevdiği, girişinde uzun kuyruklar oluşturduğu bir başka ünite… Öncelikle uyarayım: Viking’e biniyorsanız ıslanmayı göze alın! 20’şer kişinin alındığı bir bota biniyor ve iki dik rampadan kayıyorsunuz. Ayrıca bir timsahın ağzından girip, içinden geçiyorsunuz. Bu timsah ayrıntısı da çok şirindi… Her bot 20 kişi aldığından sıra oldukça hızlı ilerliyor. Genelde insanlar hazır bir kez ıslanmışken, üst üste biniyor Viking’e. 4 ya da 5 kez bindik biz de. Çok ama çok eğlenceliydi! Islananlar için ünitenin girişinde dev kurutma makineleri bulunuyor. 1 TL atarak çalıştırıyorsunuz ve içine girip kendinizi kurutuyorsunuz. 4 TL’ye satılan naylon yağmurluklardan almak da bir diğer seçenek. Eğer hava güneşliyse buna gerek bile yok. 10 dakika içinde zaten kendiliğinizden kuruyorsunuz.

Çılgın Nehir
Parkın bir diğer maceralı oyuncağı Maceraperest… Nefeskesen’in aksine ters dönmeyen bir oyuncak. Daha az heyecan vadediyor ama özellikle yetişkinler için başka güzel bir oyuncak olmadığı için binilebilir. Yine pek fazla bir macera sunmayan Çılgın Nehir var. Bir botun içinde akıntıyla sürükleniyorsunuz.

Gelelim Zindan ve Safari Tüneli’ne. Bu iki ünite de aslında çocuklara yönelik ama yetişkinler için de oldukça eğlenceli olabiliyor. Safari Tüneli’nde bindiğiniz araç aheste aheste ilerlerken siz elinize verilen tabancayla içeride düşmana karşı amansız bir savaş veriyorsunuz. Oyun sonunda skorunuz ekranda gösteriliyor. Belki rekor kırarsınız! Kardeşim o günün birincisi, ben de ikincisi oldum. Belki bizden sonrakiler bizim de rekorumuzu kırmıştır! Zindan ise klasik korku tünellerinden. İçinde gerçekten çok yaratıcı canlandırmalar var. Yetişkinler için çok korkutucu olmasa da çocuklar genelde buradan ağlayarak çıkıyor. Sırası az olduğu için buraya da 2 kez bindik.

Viking'in timsahı
Yetişkinler için olan oyuncaklardan bir diğeri ve sonuncusu ise 360. Sizi adı üstünde 360 derece evirip çeviren ve midenizin altını üstüne getiren bu oyuncak yine girişinde uzun kuyrukların oluştuğu bir yer. Ben dönen şeylere karşı biraz hassas bir mideye sahip olduğum için yalnızca bir kez bindim. Midem bulanmadı ama yine de ikinci kez binmedim. 

Bunlar dışında Jet Ski, Hayal Perdesi, Çarpışan Arabalar, Hayal Dünyası, Gelin Oynayalım, Minik Yarışçılar, Kahraman İtfaiyeciler, Mini Kule, Minik Kâşifler, Küçük Madenciler, Hayal Makinesi ve Atlıkarınca gibi küçük çocuklara yönelik oyuncaklar da var. Büyüklere yönelik oyuncakların sayısını az buldum Vialand’de. Hepi topu Nefeskesen, Maceraperest, Adalet Kulesi ve 360. Sayı bu kadar az olunca parktaki yetişkinler bu oyuncakların girişinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Eğer adrenalin düzeyi yüksek olan oyuncakların sayısı artırılırsa, bu kuyruklar eşit biçimde diğer oyuncaklar arasında bölüştürülebilir.

Genel izlenimler ve öneriler

Şimdi gelelim parka ilişkin genel gözlem ve izlenimlerime. Park, çok sapa bir yerde, yerleşim bölgelerinin arasında, çarpık bir kentleşmenin göbeğinde kurulmuş. Özellikle Adalet Kulesi’ne bindiğinizde sizi 50 metre yüksekliğe çıkarttıkları ve bir süre çevreyi izlemenize olanak verdikleri için bunu açıkça görebiliyorsunuz. Vialand, “her arz kendi talebini yaratır” düsturunun en çarpıcı örneklerinden. Normal koşullarda asla yolunuzun düşmeyeceği ve yaşamak istemeyeceğiniz bu semt birden değer kazanmış. Gaziosmanpaşa’nın gecekondu mahalleleri Eyüp’ün Karadolap mahallesinde müthiş bir kentsel dönüşüm başlamış. Çirkin, eski binaların arasında lüks ve çağdaş apartmanlar, siteler yükselmeye başlamış.

Parkın içi tasarlarken ziyaretçilerin konforu iyice düşünülmüş. Sık aralıklarla tuvaletler yapılmış ve tuvaletler gayet temiz. İçeride revir var. Küçük bir hasta ambulansı bile düşünülmüş.

Emanet dolapları
Parka gelirken yanınızda ne kadar az eşya olursa o kadar iyi. Ters dönen oyuncaklarda tüm çanta ve torbalar, cep telefonları, kameralar, fotoğraf makineleri ve gözlükleri size gösterilen sepetlere ya da raflara bırakmak zorundasınız. Biz 3 kişi gittik ve yanımıza tek bir cüzdan aldık. Kimliklerimizi, paramızı ve kartlarımızı tek cüzdanda topladık ve cebi en güvenlikli olanımız gün boyunca cüzdanı taşıdı. Böylece ters dönen oyuncaklarda düşürme tehlikesini yo ketmiş olduk. Bunun dışında başka herhangi bir çanta almadık yanımıza çünkü çanta taşımak bir yerden sonra eziyete dönüşüyor. Eğer çantayla gittiyseniz, girişte vestiyer yok. Elinizde taşımak istemediğiniz nesneleri emanet dolabına bırakabilirsiniz. Küçük, orta ve büyük boy olmak üzere farklı boyut ve fiyatlarda emanet dolapları var. Ama ben mümkün olduğunca az eşyayla gidip, böyle şeylerle uğraşmamanızı öneririm.

Kimi oyuncaklarda, tam siz düşerken ya da çığlık çığlığa bağırırken, sizden habersiz fotoğraflarınız çekiliyor. Çıkışta bu fotoğraflardan istediğiniz birini seçip satın alabiliyorsunuz. Ücret, fotoğraf başına 15 TL idi. Uçuk bir fiyat. O gün hiç fotoğraf almadık. Ayrıca kimi oyuncakların çıkışında hediyelik eşya mağazası var. Sevdiklerinize küçük armağanlar götürmek ya da gününüzü ölümsüzleştirmek isterseniz bu mağazalardan ufak armağanlar alabilirsiniz.  

Servis araçları için sıra beklerken
Dışarıdan yiyecek içecek sokulmasının yasak olduğu yazsa da, sularımıza kimse bir şey demedi. Yemek için zaten park ve alışveriş merkezi içinde çok fazla çeşit var. Park içinde hem küçük büfeler var hem eski Osmanlı mahallesi atmosferinin canlandırıldığı sokakta, restoranlar var. Siz eğer daha bütçe dostu bir yer arıyorsanız, tema parktan çıkıp alışveriş merkezi içindeki yemek katında gidebilirsiniz. Tekrar giriş-çıkışlar için özel bir kapı yapılmış. Çıkarken kolunuza görünmez bir damga basıyorlar.  Tekrar girmek için geldiğinizde damganın basıldığı yeri morötesi ışığa tutup damgayı görüyorlar ve girmenize izin veriyorlar. İstediğiniz kadar girip çıkabilirsiniz. Hemen çıkışta bir Burger King restoranı var. Parktan çok uzaklaşmak istemeyen aceleci konuklar genelde burayı tercih ettiği için burası tıklım tıklım. İğne atsanız yere düşmüyor. Genelde herkes maaile parka geldiği için, sıradaki herkes en az 3-4 sipariş birden veriyor; bu da bekleme sürenizi çok artırıyor. Size önerim, AVM’nin içine girin ve asıl yemek katına çıkaran daha boş ve daha sakin bir ortamda yemeğinizi yiyin.

Yurtdışında gittiğim tema parklarda ziyaretçilere ücretsiz tekerlekli sandalye ve bebek arabası hizmeti sunulduğunu görmüştüm. Burada öyle bir hizmet var mı bilmiyorum. Eğer gereksinim duyacaksınız önceden arayıp sormakta yarar var. 

Tarihî İstanbul sokağı
Beni çok öfkelendiren bir husus vardı. Parkın çoğu bölümünde sigara içmek yasak olmasına karşın, bu yasağı herkes deliyor, kimse de bunun denetimini yapmıyordu. İnsanların iç içe bulunduğu kuyruklanma alanlarında sigara içenler gerçekten rahatsız ediciydi. Bu alanlarda sigara içmenin yasak olduğu yalnızca park girişinde yazıyor. Yani insanları “bakın sigara içilmez tabelası var, burada sigara içemezsiniz” diyemiyorsunuz. Bunu bırakın, münasebetsiz bir kadın, Viking adlı oyuncakta bile çıkarıp sigara yaktı. O kadar söylendim ki içimden, botta en çok o ıslandı ve sigarası da sigara keyfi de mahvoldu!

Bazı oyuncaklarda boy sınırlaması var. Görevliler boyunun yeterli olmadığını düşündükleri bazı minik ziyaretçilerin boyunu bir ölçüm çubuğuyla ölçüyor ve eğer boyları yetersiz ise kesinlikle geçiş izni verilmiyor. 1 cm yüzünden bir çocuğun oyuncağa alınmadığına tanık oldum. Böyle durumlarda görevlilerle kavga etmeyin. Bu onların iyiliği ve güvenliği için.

Görevliler demişken… Vialand’de memnun kalmadığım tek şey görevlilerin tutum ve davranışlarıydı. Burnu Kaf Dağı’nda, küçük dağları ben yarattım havasında gereksiz bir burnu büyüklük içinde çalışıyordu çoğu. Neredeyse her kuyruk bekleyişimde bir tartışma yaşandı. Tartıştıkları konuda görevliler haklı olabilir ama sergiledikleri tutum karşısında öfkelenmemek, kavgayı büyütmemek imkânsız. Neticede siz orada müşteri ve konuksunuz. Kimsenin size saygısızlık etmeye hakkı yok.

Hediyelik eşya dükkânları 
Sıra bekleme olayı tüm tema parklar gibi Vialand’in de en tatsız yanı. Kuyruğa girdiğinizde ortalama bekleme süreniz pankartlarla işaretlenmiş. 15 dk, 30 dk, 45 dk, 60 dk gibi. Biz 60 dakikayı hiç görmedik çok şükür! Ama 2-3 dakikalık bir serüven için 30 dakika kuyruk beklemeye hazır olun. Zaten bu kuyruk belası yüzünden gün boyu binebileceğiniz oyuncak sayısı sınırlı. Parkta 8 saat geçirseniz bile kuyruklar yüzünden en fazla 12-13 kez binebilirsiniz bir şeye. Tabii yoğun dönemde, özellikle haftasonları bu sayıya bile ulaşmak güç olabilir.

Kuyruklanma alanları düzeni sağlamak için dolambaçlı tasarlanmış. Bekleme yerleri yan yana iki kişinin sığabileceği biçimde birbirinden ayrılmış. Sıranın sonundan başına gitmek için tüm bu dolambaçlı alanı yürümek zorundasınız. Kuşuçuşu hepi topu 5 metrelik bir mesafe bu labirente benzeyen yol yüzünden 100 metreye çıkıyor neredeyse. İnsanlar bundan kaçınmak için sıraları ayıran çitlerin üzerinden atlıyor. Bu yasak olduğu için de görevlilerle insanlar arasında pek çok tartışma yaşanıyor. 

Gelelim hava muhalefetine… Parka gitmeye karar verdiyseniz kesinlikle ama kesinlikle hava durumunun nasıl olacağına önceden bakın. Kimsenin yaşamak istemeyeceği bu tatsız durum bizim başımıza geldi. O günün yağışlı olacağını bile bile Vialand’e gittik çünkü bir sonraki gezi için İstanbul’dan ayrılacaktık.

Hava yağışlı olduğunda genelde çoğu oyuncak çalışmayı sürdürüyor. Ama bir durum var ki, parkta yaşamı durduruyor. Yıldırımlar… Parktaki oyuncaklar yüksek ve sivri olduğundan çevredeki yıldırımları doğruca kendisine çekiyor. Her oyuncakta yıldırımsavar bulunmasına karşın, önlem olarak şimşekler çakmaya başladığında oyuncakları durduruyorlar. Saat 7’ye doğru biz artık son oyuncaklara binmeye hazırlanırken ve tam son bir kez Nefeskesen’e binmek üzere kuyruğa girmişken, yağmur çişelemeye başladı. Hemen ardından yıldırımlar ve kulakları yırtan gökgürültüleri… Tabii oyuncaklar durdu, görevliler duyuru yaptı ve sırada bekleyen yüzlerce ziyaretçi homurdana homurdana dağıldı. Şükürler olsun ki biz günümüzü bitirmiş, bineceğimize binmiş, eğleneceğimiz kadar eğlenmiştik. O yüzden dağılmak ve parkı terk etmek zorunda kalmak bize o kadar koymadı. Ama siz bizim kadar şanslı olamayabilirsiniz. O nedenle hava durumuna bakmayı ihmal etmeyin!

Sonuç olarak ben Vialand’i çok güzel buldum. Evet, biraz küçük, yetişkinlere yönelik oyuncakların sayısı biraz az ama çok güzel tasarlanmış bir yer. İstanbul'da şimdilik tek olması nedeniyle uzunca bir süre böyle kalabalık olacağa benziyor. Bakarsınız Halkalı'daki rakibi kapılarını açınca fiyatları düşer, oyuncakları çeşitlenir... 

2 yorum:

  1. öğretici bi yazı olmuş teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
  2. Ahmet İlker Çelik3 Mayıs 2016 18:10

    Vialand fiyatlarını 109 TL'ye çıkardı ve buda kampanyalı hali.Çok pahalı oldu artık ancak şu https://www.eglenje.com/vialand sayfada 69 TL fiyat bulabildim, gidecekler bakabilir.

    YanıtlayınSil