Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

16 Şubat 2015 Pazartesi

Ukrayna kültürü

Ukrayna halkı çok dindar ve çok fazla kilise var
Ukrayna, nüfusu neredeyse 50 milyona yaklaşan çok büyük bir ülke. Ülkeler ve halklarıyla ilgili genellemeler yapmaktan ve basmakalıp sözler üretmekten genelde kaçınırım. Hele ki böyle büyük bir ülkenin halkıyla ilgili genelleme yapmak çok daha güç. Ancak Ukrayna’da geçirdiğim 8 gün sonunda ufak da olsa birkaç izlenimim oldu ve birkaç fikir edindim.

Söyleyebileceğim en önemli şey Ukraynalıların bugüne dek gördüğüm en dindar halklardan biri olması. Günün neredeyse her saati kiliselerde ibadet eden insanlar görebilirsiniz. Hele ki ayin saatlerinde kiliselere girmek bile imkânsız; o derece kalabalık! Genelde dindar bilinen Avrupa ülkelerinde kilise cemaati orta yaş ve üzeri kişilerden oluşur. Ukrayna’da ise gençler bile kiliseleri dolduruyor. Her şehirde adımbaşı kilise var desem abartmış olmam. Kilise gezmekten bir ara başka şeylere fırsat kalmayacağını düşündüm ve bir yerden sonra kiliseleri ziyaret etmeyi bıraktım. Yanyana 2-3 farklı kilise olur mu!? Olmaz demeyin Ukrayna’da oluyor işte! Ortodokslar genelde kiliselerini capcanlı renklere boyuyor. Katoliklerse daha Avrupaî tarzda kiliseler inşa ediyor. Ukrayna halkı öylesine karışık ki bu dinî hayata da yansımış. Ülkede Ermeniler, Gürcüler, Lehler, Litvanyalılar, Rumenler, Yunanlar birarada olunca her cemaat kendi kilisesini inşa etmiş. Ayinler kiliseyi kuran topluluğun diline göre, yapılarsa onların mimari kültürüne göre yapılıyor.

Kiev’de bir cami de var ama tarihî bir önemi yok. 90’larda inşa edilmiş. Ukrayna’da Kırım dışında kaydadeğer oranda bir Müslüman nüfus yaşamıyor zaten.

Taras Şevçenko Ukrayna'nın ulusal kahramanı
Ukraynalılar özellikle Kırım’ın işgâl ve ilhakı sonrasında son derece milliyetçi bir hal almışlar. Millî kimlikleri ve dilleri konusunda oldukça hassaslar. Şehirlerin çoğu geçmişteki Rus egemenliği yüzünden dünya dillerinde Rusça adlarıyla biliniyor. İlbav şehrinin Ukraynaca adı Lviv olsa da Rusçada ve çoğu Avrupa dilinde Lvov olarak; Rivne şehri ise Rovno olarak biliniyor. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Ukraynalılar kesinlikle Ukraynaca adların kullanılmasını istiyorlar artık.  

Bir de Ukrayna tarihine damgalarını vurmuş önemli kişiler var. Bunların başında Taras Şevçenko geliyor. Hem ressam hem yazar/ozan olan Taras Şevçenko, kaleme aldığı eserlerle Ukrayna dilinin ve edebiyatının kurucusu olarak anılıyor. Şevçenko’nun adı her şehirde en az bir meydan, cadde ve parka verilmiş… Tanıdığım bir avuç Ukraynalının ikisinin adının Taras olması da Taras adının ne denli yaygın olduğunu gösteriyordur sanırım.

Ukrayna’da adı her yere verilen diğer önemli kişiler arasında Lesya Ukrainka, İvan Franko ve Prens Volodimir’i sayabilirim. Hatta İvan Franko’nun adı bir şehre (İvano-Frankivsk) bile verilmiş. Düşünsenize bir yazara o kadar değer veriyorsunuz ki bir şehrin adını değiştirip onun adını veriyorsunuz… Mesela Türkiye’de Sabahattinali, Ahmethamditanpınar, Oğuzatay diye şehirler olsa nasıl olurdu??? :)

Türklerin camiye çevirdiği bir kilisenin minaresi (Kamaniçe)
Ve bu kişiler içinde bizim çok yakından tanıdığımız bir isim daha var: Hürrem Sultan… Zaten Ukrayna’da bilinen ve saygı gösterilen bir kişilik olan Hürrem Sultan, onların deyimiyle Roksalana, Ukrayna’da daha da gündemde. 2011-2014 yılları arasında Türk televizyonlarına ve Türkiye gündemine damgasını vuran Muhteşem Yüzyıl dizisi Ukrayna’da da yayınlanmış ve Hürrem Sultan Ukrayna’da, yani öz vatanında da magazinselleşmiş. Ukraynalıların Hürrem Sultan’la övündüğünü gitmeden önce okumuştum. Gerçekten de onu Kanuni’nin resmî nikâhlı karısı olarak görüyor ve olaya cariyeydi, köleydi penceresinden bakmıyorlar.

Ukrayna şu an bizler için denizaşırı uzak bir ülke gibi görünse de aslında bir zamanlar Ukrayna topraklarında bile Türk bayrağı dalgalanmış. Kırım başta olmak üzere özellikle ülkenin güney kesimleri yıllarca Türk egemenliğinde bulunmuş. Bugün Ukrayna’nın kaydadeğer kentlerinden olan Kamaniçe (Kamyanets-Podilski), Kefe (Feodosya), Akyar (Sevastopol), Akmescit (Simferopol), Hacıbey (Odessa), Çernivtsi ve Yalta gibi şehirlerin Türkçe adlarının olması geçmişteki Türk egemenliğinin bugüne ulaşan en somut izleri. 

İlbav (Lviv) Operaevi 
Bu başlık altında değinebileceğim bir başka konu da, Ukrayna'daki yoğun kültür-sanat etkinlikleri. Sovyet düzeninin az sayıdaki güzel yanından biri de sanata ve sanatçıya verilen değerdir herhâlde. Ukrayna'nın hemen her şehrinde çok süslü opera ve tiyatro binaları var. Neredeyse her akşam bir etkinliğe evsahipliği yapan bu yerlerde yer bulmak hiç de kolay değil. Genç yaşlı her kesimden insan opera, tiyatro ve bale gösterileri için salonları dolduruyor.

Bir akşamımı ben de böyle bir etkinliğe ayırmaya karar verdim. Tiyatro ve operayı anlamayacaktım. Baleyi ise daha önce hiç izlememiştim. O nedenle sözsüz ve müzikli olduğu için bir bale gösterisine gitmeye karar verdim. Afiş tamamen Ukraynaca olduğu için gösteri başlayana dek konunun ve adının ne olduğunu anlamamıştım. Meğer Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Balesi'ne bilet almışım. Allah'tan ki çocuk oyunu değildi :) En güzel balkonda, en ön sıraya, salonun en pahalı biletini aldım ve yalnızca 25 TL gibi bir fiyat ödedim. Ukrayna'ya giderseniz böyle bir gösteri izlemeden dönmeyin derim!

***

Bu yazı, Ukrayna'ya gideceklere tavsiyeler adlı yazı dizisinin bir parçasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme