Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Yahya Efendi

Yine İstanbul’un özel köşelerinden birindeyim: Yahya Efendi Türbesi…  Okulumun hemen yanıbaşında yer alan bu türbenin önünden belki binlerce kez geçmiş; ama hiç ziyaret edememiştim. Hep gitmek istiyordum. Kısmet, mezun olduktan sonraymış.

Yahya Efendi'ye çıkan yokuş
Yahya Efendi Türbesi’ne nasıl gidileceğini hemen anlatayım. Beşiktaş Meydan’dan 10 dakikalık yürüme mesafesi… Sahilden, Çırağan Sarayı’nın olduğu caddeye girin ve yaklaşık 1 km yürüyün. Beşiktaş Karakolu ve Teşrifiye Camii’ne varacaksınız. Yahya Efendi Sokağı, caminin hemen yanında. Dikçe bir yokuş çıkacaksınız. Yaşlılar için yol boyunca duvara tutunacak bir korkuluk monte etmişler. Sokak bir çıkmaz. Ucu türbenin yukarısında, korunun ortasına yapılmış özel bir siteye çıkıyor. Araba ve taksi çıkıyor ama sokak çok dar, iniş için nasıl dönüş yapıyorlar gerçekten bilmiyorum. Acaba geri geri mi iniyorlar? Otobüsle gelmek isterseniz, İETT’nin 22, 22RE, 25E, DT1, DT2, 40T, 42T, U1, 57UL hatları önünden geçiyor. İnmeniz gereken durak Yahyaefendi.  

Bilen bilir, Yahya Efendi Dergâhı, İstanbul’un en kutsal mekânlarının başında gelir. Hatta Yahya Efendi, Rumelikavağı’ndaki Telli Baba, Üsküdar’daki Aziz Mahmut Hüdayi ve Anadolukavağı’ndaki Hz. Yûşâ ile birlikte İstanbul’un en ulu 4 evliyası arasında sayılıyor. Kimileri, bu dört uluların İstanbul şehrini kazalardan, belalardan, afet ve salgınlardan koruduğuna inanırken, kimi de denizci ve balıkçıların dostu olduğunu söylüyor.

İnanıp inanmamak size kalmış fakat yüzyıllardır İstanbulluların veliliğine inandığı ve ziyaretine geldiği Yahya Efendi’nin türbesinde çok yüksek bir enerji var. İnsanlar özellikle Cuma günleri, üç aylarda, kandillerde ve bayramlarda buraya akın ediyorlar. Belediyelerin kadın kolları, koca koca otobüslerle buraya ziyaretçi taşıyor. İstanbul’un dört bir yanından özellikle yaşlı hanım teyzeler Yahya Efendi’nin müdavimleri arasında. Her Cuma geldiğini söyleyen de var, her kandilde gelen de, yılda bir gelen de… Günün her saatinde Yahya Efendi Dergâhı’nın dik yokuşunu tırmanan birilerini görebilirsiniz.

Her ne kadar Anadolukavağı’ndaki Hz. Yûşâ ve Rumelikavağı’ndaki Tellibaba’nın asıl kimlikleri, hatta gerçekte var olup olmadıkları kesinkes bilinmese de, Aziz Mahmut Hüdayi gibi Yahya Efendi’nin de kim olduğunu, nerden geldiğini, ne zaman ve nasıl öldüğünü tüm ayrıntılarıyla biliyoruz. İstanbulluların gözünde nasıl böyle değer ve kutsallık kazandıklarını araştırmak gerek. Gerçekten de merak uyandırıyor bende…

Türbenin girişi
Yahya Efendi, en bilinen özelliğiyle anacak olursak, Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşidir. Kanuni’nin Yahya Efendi’den birkaç ay büyük olduğu biliniyor. Kanuni’nin babası Yavuz Sultan Selim, Trabzon’da valilik görevi yürütmüş ve Yahya Efendi’nin pederi olan Trabzon kadısı Amasyalı Ömer Efendi ile ahbaplık etmiştir. Bu tanışıklık sayesinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesinin sütü kesildiğinde bebek Süleyman, Yahya Efendi’nin annesi tarafından emzirilir.   

Eğitimli bir aileden geldiği için iyi okutulan Yahya Efendi, çok geçmeden İstanbul’a gelir ve burada ilmini artırmayı sürdürür. Medreselerde müderrislik yapar ve başkentin en tanınmış âlimleri arasına adını yazdırır. Kanuni Sultan Süleyman tahta geçince Şeyhülislam görevinde olmasa da kendisine dinî konularda sıkça akıl danışır, görüş alır. Ancak Şehzade Mustafa’nın boğdurulması olayında Kanuni’ye bir mektup yazarak yaptığının yanlışlığını haykırdığı için sütkardeşlerin arası açılır. Medresedeki görevinden alınıp emekliye çıkartılır.

Caminin içi ve asma kat
Emeklilik, Yahya Efendi için bir inziva fırsatı olur. Beşiktaş’ta bugün türbesinin de bulunduğu araziyi satın alıp bir dergâh kurar ve dersler verir. Bahçesinde yetiştirdiği çiçeklerin ününü, şimdi adını anımsayamadığım bir İstanbul kitabında okumuştum. Çok mütevazı bir yaşantı süren Yahya Efendi dürüstlüğünün ve hakkaniyetliliğini kanıtlamış bir İslam bilgini olarak 1569 yılında Kurban Bayramı gecesinde yaşamını yitirmiş.    

Yahya Efendi Tekkesi’ne bilhassa denizciler ve askerî erkân devam edermiş. Yahya Efendi’ye çok değer verir, armağanlar yollarmış. Osmanlı’nın akıl almaz zenginlikteki tarikat düzenini hiç aklım almasa da, Yahya Efendi’nin adı okuduğum kaynaklarda Üveysi ve Kadirîlikle birlikte anılıyor. Yahya Efendi’nin ölümünden sonra tekkeye bağlı olan dervişlerin ve müritlerin sayısı gittikçe artmış. Padişahlar bile devam etmiş tekkeye.

İstanbul’da her ailenin bağlı olduğu bir şeyh varmış böyle. 1925 yılında tekkeler kapatılana dek sürmüş bu. Bugün ailemizde kesinlikle böyle bir bağlılık olmamakla birlikte, babaannemden laf arasında aldığım bir bilgiye göre, o zamanlar bizim ailemiz de Yahya Efendi’ye bağlıymış.  

Yahya Efendi’nin arazisi bugün oraya buraya kaptırılan arsalarla küçüle küçüle bugünkü kadar kalmış.
Yapılardan çok azı günümüze ulaşmış. Yahya Efendi ölünce tekkenin bahçesine gömülmüş. Daha sonra Mimar Sinan tarafından tekke büyütülmüş, mezarı üzerine bir Türbe yapmış. Burası, Boğaz sırtlarında olduğu için denizi tepeden görüyor. Nefes kesici bir manzarası var. Özellikle mescit kısmında muhteşem bir manzara bekliyor ziyaretçileri. İnsan manzarayı izlemekten ibadet edemez vallahi!
 
Yahya Efendi Sandukası ve duvarlardaki süslemeler
Mescit ve türbe birbirine içeriden bağlantılı. İçeri ilk girdiğinizde holü geçince türbedarların yatırlarıyla karşılaşıyorsunuz. Yahya Efendi’nin devasa sandukası ayrıca bir oda içinde. Bu odanın duvarları tarihî yazı ve süslemelerle bezeli. Akrabasından ve müritlerinden en yakın olanlar bu odada onun yanıbaşında yatıyor.  Yahya Efendi’ye “Ahiret’te komşu olmak” isteyenler nedeniyle daha sonraları tekkeyi çevreleyen arazi de bir mezarlığa dönüşmüş.

Türbenin günümüzde hâlâ bir türbedarı var. Bütün gün yüzü Yahya Efendi’ye dönük, bir masada oturup ziyaretçileri karşılıyor. Gelenlere gül suyu ikram ediyor. Türbenin giderlerine destek olmak isterseniz, makbuz karşılığı bağışta bulunabiliyorsunuz.

Yahya Efendi mezarlığındaki süslü şahideler
Büyük kişilerin türbelerinde uygulanan tüm saygı kuralları, Yahya Efendi türbesinde de uygulanıyor. Türbe âdâbında, girerken ölüye selam veriliyor. Ayrılırken ise sırtı dönüp kapıdan çıkmak ölüye saygısızlık olarak kabul edildiğinden, türbe kapısından yüz türbeye dönük, geri geri çıkmak gerekiyor. Elbette bu dinî bir kaide değil. Dediğim gibi, ölüye saygı. İçeride daima huşu içinde Kuran okuyan, dua eden, zaman zaman gözyaşlarını tutamayan insanlar görmek mümkün. Manevi havası çok yüksek olan bir yer.  

Türbenin yanında mescit bölümü yer alıyor. Ahşap çatılı, bol süslemeli, çok şirin bir tasarımı var. Bir asma katı bulunuyor. Burası ahşap perdeyle kapalı, asma kattan aşağısı görünüyor ama aşağıdan asma kat görünmüyor. Mescidin altında bir de “bodrum katı” bulunuyor. Burası da namaz kılınmak üzere ayrılmış, çok alçak tavanlı ama daha özel bir bölüm sanırım. Bunlar dışında bir başka türbe odası daha bulunuyor; burası da deniz manzaralı.

 Bugün tekke çevresinde büyük mü büyük bir mezarlık bulunuyor. Yahya Efendi’ye bağlı önemli devlet memurları, hanedan mensupları, köklü İstanbul aileleri hep burada gömülü. Mezartaşı ve şahidelerin çoğu birer sanat eseri ve eski yazıyla yazılmış. Fakat Cumhuriyet döneminde de buraya gömü yapılmış. Aile büyüklerinin yanına gömülen ve adları yeni yazıyla yazılmış kimseler de göze çarpıyor mezarlıkta. Tekke yolunda ve bahçesinde tarihî çeşmeler de var.

Yahya Efendi Mescidi, türbesi ve mezarlıklar bugün Yahya Efendi Külliyesi olarak adlandırılıyor. Külliye uzun süre onarım gördü ve 2014 yılında yeniden ziyarete açıldı. Mezarlık bölümünde onarımlar hâlâ sürüyor ama ziyarete engel değil. Bir dua etmek, dilek dilemek ya da en azından müthiş bir Boğaziçi manzarası izlemek için Yahya Efendi’ye bir kez uğrayın derim.

Yahya Efendi Türbesi'nden Fethipaşa ve Kuzguncuk manzarası
Mezarlıklardan manzara
Yahya Efendi Çıkmazı'na arabalar da çıkıyor

3 yorum:

  1. Ali haydar efendi buyuuyorlarki kim yahya efendinin kabrini şerifi ziyaret edip dua ederse mutlak duası kabul olur..gitmenizi şiddetle ama şiddetle tavsiye ederim..

    YanıtlayınSil
  2. Dedem de orada yatıyormuş,yeni öğrendim.En yakın zamanda ziyaret edeceğiz inşallah..

    YanıtlayınSil
  3. Yalniz dilek dileme kısmı dikkatimi çekti.turbe ziyaret edilir dua edilir namaz kilinir kuran okunur ama dilek dilenmez.türbeden bisey istenmez.

    YanıtlayınSil