Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu

23 Haziran 2017 Cuma

Kazakistan'da yapabileceğiniz 20 ilginç şey

Dünyanın yüzölçümü bakımından en büyük 9. ülkesi olan Kazakistan başlıbaşına bir dünya. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmek uçakla neredeyse 3,5 saat sürüyor. Ülke böylesine büyük olunca, içinde barındırdığı ilginçlikler ve güzellikler de artıyor haliyle.

Kazakistan'ın toprak büyüklüğü sizi yanıltmasın. Ülke toprakları Türkiye'nin üç katından daha fazla olsa da Kazakistan nüfusu 2017 yılında 18 milyonu yeni aştı. Ülkenin büyük bölümünü dağlar ve bozkırlar kaplıyor. Nüfus ve kentleşme çok seyrek. Şehirler arasındaki mesafeler gezginlerin gözünü korkutacak cinsten. Dahası şehirler Komünist dönemin mimari politikaları nedeniyle geçmişten çok az iz taşıyor. Bu nedenle Kazakistan'da yapabileceğiniz ilginç etkinlikler daha ziyade doğal güzellikler üstüne yoğunlaşıyor.

1. Elmalar şehri Almatı'yı keşfedin


Kazakistan'ın eski başkenti ve en büyük şehri Almatı, ülkenin ekonomik ve kültürel merkezi olmayı sürdürüyor. 1,5 milyonu aşan nüfusuyla Orta Asya'nın en önemli şehirlerinden olan Almatı, adını Alma Ata yani Elmaların Atası söyleyişinden alıyor.  Köktöbe (Göktepe) ve Kökbazar (Gökpazar) Almatı'da görmeden dönmemeniz gereken yerlerin başında geliyor. Almatı'nın geniş ve yeşil caddeleri araba bakımından biraz kalabalık olsa da şehrin neredeyse tüm caddelerine yayılmış kafe ve restoranlarda Kazak ve dünya lezzetlerini tadarken, Almatı'nın yemyeşil parklarında soluklanabilirsiniz.

Almatı gezi yazısı için tıklayın...

2. Dünyanın en soğuk ve en genç başkentini görün


1998 yılında başkentlik payesini Almatı'dan kapan Astana, önceleri Akmola adında küçük ve önemsiz bir kasabayken şimdilerde adından sıkça söz ettiren çağdaş bir başkent... Büyük bir özenle sıfırdan planlanan ve ilmek ilmek işlenerek kurulan gen başkentin silüeti bir Orta Asya kentinden çok Amerikan şehirlerininkini andırıyor. Kışın sıfırın altında 25 C dereceye dek düşen hava sıcaklıkları, Astana'ya haklı olarak en soğuk başkent sıfatını kazandırmış. Anıtsal binaları, zengin müze ve eğlence merkezleriyle sıkılmadan vakit geçirebileceğiniz Astana günübirlik de olsa bir ziyareti hak ediyor.

Astana gezi yazısı için tıklayın...


3. Hoca Ahmet Yesevi'ye kabri başında bir dua edin


İslam dininin Orta Asya'da Türk toplumları arasında yayılması için büyük çaba harcayan Hoca Ahmet Yesevi, eski adı Yesi olan günümüzün Türkistan şehrinde doğmuş,büyümüş ve eğitim almış bir Türk-İslam bilgini. Tüm yaşamını İslam inancını Türkçe olarak Türk boylarına anlatmaya adamış. Ardında bıraktığı yapıtlar bugün bile hâlâ İslamî başvuru kaynağı olarak kullanılıyor. İşte bu büyük din adamının türbesi Türkistan şehrinde bulunuyor. Almatı ve Astana'nın ardından özellikle Türk ziyaretilerin en çok uğradığı yerlerden olan Türkistan ve Hoca Ahmet Yesevi Türbesi, mutlaka sizin de yapılacaklar listenizde yer almalı.

4. Moğolların yerle bir ettiği Otrar için hüzünlenin


Otrar ya da Farab adlarıyla bilinen bu kadim şehir Türk-İslam kültürünün serpildiği ve en parlak dönemlerini yaşadığı kentti. Ünlü bilgin Farabî'yi çıkartan şehir olan Otrar İpek Yolu'nun en önemli merkezlerinden biriydi. Ancak tüm Asya'ya yıllarca kâbusu yaşatan, geçtikleri yerlerde taş üstünde taş; omuz üstünde baş bırakmayan Cengiz Han'ın Moğol ordularının gazabı en çok Otrar'a dokundu. Tamamen yerle bir edilen kent bir daha asla yeniden kurulmadı. Bugün onlarca kilometrekareye yayılan eski şehir kalıntıları UNESCO kültür mirası olarak koruma altında. Otrar'ın yıkımıyla kültür dünyamızdan nelerin silindiğini yapacağınız turda rehberiniz size anlatacaktır. Otrar'ın kaltıntıları Güney Kazakistan'da Türkistan ve Çimkent şehirleri arasında bulunuyor.

5. Altın Emel'de şarkı söyleyen kumları dinleyin


Kumların şarkı söylemesi her ne kadar kulağa masallardan fırlamış bir ayrıntı gibi gelse de böyle bir doğa olayı var. Güçlü rüzgârların kumları yığarak kum tepeleri oluşturması ve rüzgârın bu kumullara sürtünmesi sonucu ıslığa, homurtuya veya vızıltıya benzer sesler ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bu doğa olayına ıslık çalan kum, havlayan kum vb gibi adlar da verilebiliyor. Kazakistan'ın şarkı söyleyen kumulları ülkenin güneydoğu bölgesinde Almatı'ya araçla birkaç saat uzakta bulunan Altın Emel Ulusal Parkı içinde yer alıyor. Parktaki kum tepelerinin yüksekliği 150 metreyi, uzunlukları 1,5 kilometreyi bulabiliyor. Ancak elbette tepelerin yükseklikleri ve biçimleri rüzgârın yönüne de gücüne göre durmaksızın değişiyor. Rüzgâr ve kumların ürettiği ses ise zaman zaman 105 desibele dek çıkabiliyor.

6. Şarın Kanyonu'nda doğanın gücünü görün


Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Büyük Kanyon'un dünyanın en büyüğü olduğunu az çok her gezgin bilir de; ikincisi nedir, hangisidir, nerededir diye kimse düşünmez. Evet, uzaklarda aramayın. Kazakistan'daki Şarın Kanyonu, dünyanın en büyük ikinci kanyonu. Almatı'dan yaklaşık 2 saat uzaklıkta, Çin sınırına yakın bu vadinin karakteristik kırmızı taşı ve toprağı doğaseverler için etkileyici manzaralar sunuyor. Her geçen gün turistler arasında daha bilinen bir yer haline gelen Şarın Kanyonu için Almatı'dan rehberli ve rehbersiz turlar düzenleniyor. Bir akarsunun yeryüzünde yapabildiği değişikliği görünce şaşıracaksınız.


7. Yok olan bir denizin yasını tutun


Yeryüzünün yakın tarihteki en büyük doğal felaketlerinden biri olarak Aral Gölü'nün kuruması gösteriliyor. İnanması güç olsa da eski atlaslarda Aral Denizi olarak anılan Aral Gölü'nün kurumasının nedeni olarak önce Amerika'yı sonra da Rusya'yı gösteriliyor. ABD, İş Savaş döneminde Avrupa'ya pamuk ambargosu uyguladığı için Ruslar Aral Gölü çevresindeki arazilere pamuk ekimine başlıyor ve 1930'larda oldukça kârlı ve başarılı bir noktaya erişiyorlar. Ancak yanlış ve ölçüsüz sulama politikaları nedeniyle 1950'lerde çevre sorunları baş gösteriyor.  Aral Gölü'nün su düzeyi 1970'lerden başlayarak çok hızlı bir biçimde düşüyor. Gölün alt bölümlerindeki su yüzey suyuna oranla daha tuzlu olduğu için açığa çıkan su hem bir işe yaramaz oluyor; hem de hızla iklimi ve toprağı kuraklaştırıyor. Yüksek tuz oranı nedeniyle gölün tüm balık varlığı yok oluyor. 2014 yılındaki yağışsız mevsimde gölün ilk kez tümüyle kuruduğuna tanık olunuyor. Alınan önlemler ve yapılan barajlarla şimdilik göl ilk halinin %10'luk bir yüzölçümüyle de olsa varlığını sürdürüyor. UNESCO'nun girişimleriyle 2025 yılına dek gölü yeniden diriltme tasarıları ortaya koyulduysa da şimdilik uygulanabilirliği olası görülmüyor. Göle en yakın büyükşehir olan Kızılorda'ya yolunuz düşerse Aral'ı ziyaret edip, en yakın su birikintisine onlarca kilometre uzaklıkta toprağa gömülmüş gemi enkazlarını fotoğraflayabilirsiniz.

8. Baykonur'da bir roketin uzay yolculuğuna tanıklık edin


Baykonur Uzay Üssü, Sovyet Rusya'nın uzay araştırmaları için kurduğu bir merkez. Kazakistan Sovyetler Birliği'nden ayrılıp bağımsızlığını kazandığında üs Kazakistan sınırları içinde kalsa da, Baykonur'un işletmesi tümüyle Rusya'da. Baykonur'a girmek için özel izin gerekiyor. Baykonur Uzay Üssü hâlâ etkin olarak uzay araştırmalarında kullanılmakta ve uzaya gönderilen uydular ve uzay araçları hâlen buradan gönderilmekte. Bizim Göktürk uydularımız da Kazakistan'dan uzaya fırlatılmıştı. Geçmişte gerçek konumu bir sır gibi saklanan üssün gerçek konumunu Amerikan ajan uçakları açığa çıkarmıştı. Şimdi bu gizlilikten oldukça uzak olsa da Baykonur'da uzay aracı ve uydu fırlatılışlarını özel seyir bölgelerinden izlemek için oldukça meşakkatli bir izin süreci gerektiriyor fakat çevre köylerden herhangi birinde durup gökyüzüne bakarak da bu gösteriye tanıklık edebilirsiniz. Zira Baykonur bölgesi uçsuz bucaksız düzlüklere sahip ve görüntünüzü engelleyecek neredeyse hiçbir şey yok. Üssün hemen dışında bir müze var ve burada uzay çalışmalarıyla ilgili bilgiler edinebiliyorsunuz. Baykonur, uzaya giden ilk insanlı araç da dahil olmak üzere, çok sayıda başarılı uzay yolculuğunun başlangıç noktası olarak Kazakistan'ın en ilginç yerleri arasında yerini alıyor. Size düşen, uzay aracı fırlatılış takvimini takip edip, sözkonusu tarihlerde Baykonur'a gitmek!


9. Dünyanın en büyük poligonu Semey'i gör


Sovyet Rusya'nın gizli şehirleri hâlen dünyanın en gizemli konularından biri malûm. Bu şehirler haritalarda yer almıyor, adları yol tabelalarında gösterilmiyor, şehir sakinleri dışında kimsenin giriş-çıkışına izin verilmiyor ve dahası bu şehirler hiç yoklarmış gibi davranılıyor. Soğuk Savaş sonrasında bu şehirlerin büyük çoğunluğu yıkıldı ya da kamuya açıklandıysa da altlarından askerî karargâhlardan ya da değerli maden yataklarından başka bir şey çıkmadı. Ancak Semey bunlardan biri değil. Rusça adı Semipalatinsk olan bu şehir dünyanın en büyük poligonlarından yani atış alanlarından biri. 1949 ile 1989 yılları arasında burada 546 nükleer bomba ve füze atışı denemesi yapılmış. Bunlardan 340'ı yeraltında, 116'sı ise gökyüzünde atmosferde gerçekleştirilmiş. Atılan bombaların toplamda Hiroşima'nın 2500 katı büyüklüğe sahip olduğu hesaplanıyor. Semey'in hemen çevresindeki boş arazilerde göze çarpan devasa çukurlar, kraterler, yarıklar ve çatlaklar işte bu nükleer atış denemelerinin birer yadigârı. Bugün buralara yağmur suları dolmuş ve doğanın bir parçası hâline gelmiş gibi görünseler de bölgedeki kanser, sakat doğum ve kısırlık oranları hâlâ bir hayli yüksek. Semey, Sovyet Rusya'nın tek atış alanı değil. Buna benzer pek çok yerde nükleer denemeler yapılmış. Ancak hiçbir zaman bir yerleşim yerine bu kadar yakın bir nokta seçilmemiş. 200 binlik bir nüfusa sahip Semey'in halkı hiçbir zaman bu konuyla ilgili bilgilendirilmemiş. Denemeler sırasında ne şehir tahliye edilmiş, ne de bir uyarı yapılmış. Zaten şehir halkının şehri terk etmesi yasak olduğundan kimsenin yapabilecek bir şeyi de yokmuş.

10. Kayınlı Gölü'nde bir doğa yürüyüşüne çık


Kayınlı Gölü'ne Kazaklar Kayındı Köli diyorlar. Çünkü bizdeki -li -lı ekleri Kazakçada -di -dı oluyor. Kayınlı adının kayın ağaçlarıyla doğrudan ilgisi var. 1911 yılındaki bir depremde bölgede büyük toprak kaymaları yaşanmış. Bu göl de bu sayede oluşmuş. Toprak yığınları çukurluk bölgenin önünü kapayınca kayın ormanına biriken yağmur suları dünyanın en masalsı göllerinden birini oluşturmuş. Suyun ortasında kalan ağaçlar ölseler de, gövdeleri henüz çürümemiş ve hâlâ dimdik suyun içinde durmaktalar. Dışarıdan zaten güzel bir manzarası olan göl, suyun altında daha da etkileyici görüntüler sunuyor. Ancak suya dalmak her yiğidin harcı değil. Turkuvaz mavisi sular her ne kadar insanı cezbetse de su sıcaklığı yazın bile 6 derece dolaylarında seyrediyor. Almatı'dan 320 km uzakta bulunan Kayınlı Gölü, ulaşım güçlüğü nedeniyle henüz pek bilinmiyor ve olası ziyaretçilerini şimdilik Büyük Almatı ve Kolsay göllerine kaptırıyor.


11. Tamgalı'da taşlara kazınan öykülerin peşine düş


Tamgalı Tas yani Damgalı Taş olarak anılan bölge İ.Ö. 3000'lerden başlayarak bölgede yaşayan insanların taşlara kazıdığı dinsel ve kültürel figürlerden oluşuyor. Açık bir alandaki yüzlerce taş ve kayaya kazınan figürlerden bugüne dek yaklaşık 5000 tanesi saptanmış. Figürlerin en gençlerinin yaklaşık 1300'lerde Budist (Burkancı) Uygurlar tarafından kazınmış olduğu düşünülüyor. Bunlardan
üçünün Buda'yı yani Uygurların deyimiyle Burkan'ı simgelediği anlaşılmış. Diğer figürler arasında insanlardan hayvanlara yüzlerce değişik figür betimlenmiş. Taşlardaki damgaların yani figürlerin birbirleriyle bir ilgisi yok. Bir bütünün parçası değiller. Tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli topluluklarca yapılmışlar. Buradan bu bölgenin geçmişten beri dinî öneme sahip olduğu ve bunun kuşaktan kuşağa aktarıldığı anlaşılıyor. 1300'lerden itibaren buranın dinsel önemini yitirmesi ve artık yeni figürlerin kazınmamasının nedeni olarak bölge halkının İslam inancını benimsemiş olması ve eski inançlarını terk etmesi gösteriliyor. Almatı'ya 170 km uzaklıkta yer alan Tamgalı'ya rehberli turlar düzenleniyor.


12. Kazakistan mutfağında gurmeliğini konuştur


İklimi sebze yetiştiriciliğine hiç mi hiç uygun olmayan Kazakistan'ın mutfağı büyük ölçüde et üzerine kurulu. Koyun eti, sığır eti, at eti ve daha seyrek kullanılan deve eti, Kazak mutfağının bel kemiğini oluşturuyor. Balık ve tavuk eti fazla yaygın değil. Besbarmak (beşparmak), şaşlık (şiş kebap) ve baursak (bağırsak) Kazak yemeği denince ilk akla gelenler. Mayalanmış at sütünden yapılan geleneksel içecek kımızı da unutmamak gerek. Kazaklar at sütünü taze olarak da içiyor. Kazaklar da Sünni Müslüman olmasına karşın at etini helâl sayıyor ve her çeşidini severek tüketiyor. Eğer hassasiyetiniz varsa bir yemeği yemeden önce içindeki etin ne olduğunu mutlaka sorun! Bu arada Kazak mutfağını Kazak yemeklerinden ibaret sanmayın; yanılırsınız. Kazakistan'da Kazaklar dışında Ruslar, Özbekler, Tatarlar, Uygurlar, Koreliler ve Almanlar yaşıyor. Bu azınlıklıkların her birinin kendi mutfak kültürleri var ve şehrin her yerinde bu halkların restoranlarına rastlayabilirsiniz!


13. Bir Kazak yurdunu ziyaret et


Ataları göçebe olan Kazaklar, bugün artık büyük oranda yerleşik yaşama geçmiş durumda. Ancak hâlâ kırsal kesimlerde göçebe yaşam biçimini sürdüren büyük aileler, boylar var. Yurt adını verdikleri keçeden yapılma yuvarlak biçimli otağlarda yaşıyorlar ve hayvancılık yapıyorlar. Sürülerinin besin ve su gereksinimlerine göre bir bölgeden diğerine göç ediyorlar. Genelde dağlık bölgelerin arasına sıkışmış yüksek düzlüklerde yani yaylalarda konaklayan göçebe Kazaklara dağ gezilerinde, doğa yürüyüşleri sırasında denk gelebilirsiniz. Son derece konuksever olan göçebe Kazakların size ikramda kusur etmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Ancak hızla ticarileşen dünyamızda bu göçebe kültür bile kazanç kapısı haline getirilmiş. Sizin bireysel olarak göçebe boylarla iletişime geçme şansınız yoksa, aracı şirketlerle anlaşarak bir boyun yurdunda geceleme fırsatını ücreti karşılığında yakalayabilirsiniz.

14. Korgaljın'da kuş gözlemciliğine çık


Korgaljın, başkent Astana yakınlarında yer alan bir kuş cenneti. Tengiz Gölü ve çevresindeki sulak alanları kapsayan Korgaljın, Orta Asya'daki en önemli doğal koruma alanlarından biri. Bu nedenle Astana'ya yolu düşen doğaseverler mutlaka 2 saatlik bir yolculuğu göze alarak buraya uğramalı. Her yıl göçmen kuşların dinlenme ve üreme amacıyla durakladığı Korgaljın toplamda yıllık yaklaşık 15 milyon kuşa evsahipliği yapıyor. Korgaljın'ın en ilginç özelliklerinden biri pembe flamingoların uğradığı yerler arasında dünyadaki en kuzey nokta olması. Pembe flamingolar dışında Korgaljın'a turnalar, pelikanlar ve hatta kuğular uğruyor. Eğer kuş gözlemciliğine ilgi duyuyorsanız dürbününüzü ve fotoğraf makinenizi kapıp Korgaljın'a koşun! Astana'dan günübirlik rehberli turlar bulunuyor.

15. Kış sporlarında yeteneklerini ölç


Dünyanın hiçbir denize kıyısı olmayan sayılı ülkelerinden biri olan Kazakistan'ın neredeyse tüm bölgelerinde karasal iklim egemen. Bu nedenle kışlar ülke genelinde oldukça çetin ve karlı geçiyor. Özellikle Almatı, geçmişte yapılan yatırımlarla Sovyet Rusya'nın en önemli kayak merkezlerinden biri olmuş. Hâlâ ayakta olan ve etkin olarak kullanılan Medeu Kayak Merkezi, Almatı'nın en bilinen turistik noktalarından biri. Her yıl gerek kış oyunlarına evsahipliği yapan; gerekse hobi amaçlı gelen kayakseverleri ağırlayan Medeu Buz Pisti kayak yapmasanız bile sunduğu kartpostallık görüntüler için bile ziyaret edilmeye değer. Burada bugüne dek 180'den fazla dünya rekoru kırılmış. Bir diğer ilginç özelliği ise dünyanın olimpik boyutlardaki en yüksek rakımdaki buz pisti olması. (1691 m) Medeu'dan daha yüksekte bulunan Şimbulak ise (2510 m) dünyaca ünlü bir diğer kayak merkezi. Medeu'dan araçla 1 saat sürüyor. Teleferikle bu süre neredeyse 4 katı kısalıyor. Kaymayı biliyorsanız, mutlaka ziyaret etmeye değer!

16. Kolsay göllerine at sırtında bir yolculuk yap


Kolsay Gölleri, Şarın Kanyonu'nun yanıbaşında, yukarıda adı geçen Kayınlı Gölü'ne oldukça yakın mesafede bulunan 3 adet dağ gölü. Ulaşımı biraz güç olduğundan pek bilinmeyen yerlerden. Aslında göllerden ilkine ulaşım son derece kolay. Kolsay 1 olarak adlandırılan bu gölün yolu var ve karayolu kullanarak araçla dibine dek gelebilirsiniz. Ancak Kolsay 2 ve Kolsay 3 için aynı durum sözkonusu değil. Kolsay 1'den sonra karayolu bitiyor. Kolsay 2'ye giden 9 kilometrelik yolu aşmak için bu noktadan sonra dağyolundan ya yürüyerek ya da at sırtında gitmeniz gerekiyor. Göller içinde en güzel manzaraları Kolsay 2 sunuyor. Kolsay 3'e gitmek içinse buradan bir 6 kilometre daha gitmek gerekiyor. Kolsay 1 ve Kolsay 2 gölleri, balık avlamayı sevenler için biçilmiş kaftan. Gölden tutacağınız taze alabalıkları hemen oracıkta kızartarak karnınızı doyurabilirsiniz. Kolsay 3'te fazla balığa rastlanmıyor fakat Kolsay 3'ün çevresi yaban hayvanlarını ve kuşlarını gözlemlemek için muhteşem bir yer. Dağkeçisi, geyik, porsuk ve tilkilerle yakın temas kurarak muhteşem fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Kolsay 1 - 1700, Kolsay 2 - 2250, Kolsay 3 ise 2650 metre yükseklikte yer alıyor. Yalnızca Kolsay 1 ve 2 arasını kat etmek yürüyerek ya da at sırtında olsun neredeyse tüm günü aldığı için Kolsay göllerine ziyaretinizi konaklamalı biçimde tasarlamanız gerekiyor. Almatı'dan tur satın alabileceğiniz gibi, bireysel olarak da gelebilirsiniz. Yolüstündeki köylerde temiz ve uygun fiyatlı konukevleri bulunuyor.


17. Kazak kartalıyla tanış


Kartal, Kazak kültürünün en önemli simgelerinden biri. Kazakistan bayrağının üstünde bile kartal figürünün yer aldığını gözönünde bulundurursak kartalın Kazaklar için nasıl bir anlam ifade ettiğini herhalde daha iyi anlayabiliriz. Günümüzde artık daha ziyade kültürel bir anlam kazanan ve spor amaçlı olarak kartal yetiştiriciliği ve kartalla avlanma, geçmişte bir yaşamsal gereklilik olarak neredeyse her ailenin erkeği tarafından yapılırmış. Berkutçu (Kazakça: Berkutşi) denen kartal terbiyecileri, yavruyken edindikleri kartalları eğiterek zorlu avlara alıştırıyorlar. Dahası kartalları at sırtından yönetiyorlar. Erişkinlikte kanat açıklıkları 2,5 metreyi bulan kartalları yönetmek hiç de göründüğü gibi kolay bir iş değil. Tavşandan tilkiye, porsuktan kurda çok sayıda hayvanı yakalayabilme beceresine sahip olan kartalların avlarını yakından izlemek mümkün. Her yıl tarihi değişse de, Kazakistan Ulusal Spor Şenlikleri'nde kartal yetiştiricileri gösteriler sunuyor. Kasım ve şubat ayları kartalları gözlemlemek için en ideal dönem. Zira yazın kartallar tüy döküyor ve bu nedenle av için kullanılmıyor. Kartallarla av, ülke genelinde pek çok küçük köyde uygulanıyor ve yakalanan hayvanların daha ziyade derilerinden yararlanılıyor.

18. Dombıranın ezgisine kulak ver


Birkaç yıl önce bir Facebook sayfasının "Dombıram" adlı Kazakça şarkıyı paylaşmasının ardından tam anlamıyla bir patlama yaratan dombıra, kan çektiğinden midir bilinmez, ezgisiyle biz Türklerin çok hoşuna gitti. Televizyon programlarına fon müziği mi olmadı, telefonlarımıza zil sesi mi yapılmadı... Seçim propagandalarında seçim müziği olarak bile kullanıldı dombıra... Telli bir çalgı olan dombıra, Kazakistan'ın ulusal çalgısı ve kültürel simgelerinden biri. Bizde sokak çalgıcıları caddelerde, metrolarda nasıl gitar ya da klarnet çalıyorsa, Kazakistan'da da dombıra çalınıyor. Coşturucu ve hareketlendirici ezgisiyle insanın kanını kaynatan dombırayı memleketinde dinlemek için gitmeniz gereken yer Kazakistan.


19. Hazar Denizi'ni keşfe çık


Batı Kazakistan, Astana ve Almatı'nın bulunduğu doğu kesimine oranla çok daha seyrek nüfuslu bir bölge. Hazar Denizi'ndeki doğalgaz yatakları sayesinde ufak birer kasabayken son yıllarda hızla büyüyerek şehir haline gelen birkaç yerleşim dışında Batı Kazakistan'da önemli bir ziyaret merkezi yok. Batı Kazakistan'ın en önemli şehirleri Aktav ve Atırav. Atrıav denizden biraz içeride yer alsa da Hazar Denizi'nin etkisinde. Gerek iklim, gerekse Hazar'ın jeolojik yapısı nedeniyle bölgeden yaz ve deniz turizmi konusunda yeterince yararlanılamıyor. Yine de son zamanlarda yapılan yapay kumsallarla, oteller ziyaretçilerini bekliyor. Fakat Hazar Denizi'ni ziyaret etme sebebiniz ille de deniz keyfi olmasın. Bu bölgeye özgü Hazar foklarını, flamingoları, balıkçılları ve kuğuları doğal ortamlarında gözlemlemek için Kazakistan'ın Hazar kıyılarına, özellikle Tülen adalarına gelmelisiniz. Bunun dışında Hazar bölgesine yayılmış bazı köyler Türk-İslam tarihi için çok önemli. Beket Ata, Şapak Ata ve Şopan Ata türbeleri gizemli hikâyeleri ile ziyaretçilerini bekliyor.

20. Denizi olmayan ülkenin diğer göllerini keşfet


Kazakistan hiç bir açık denize kıyısı olmayan 45 ülkeden biri. Hazar Denizi teknik olarak bir göl olduğu için Kazakistan aslında hem denizli hem denizsiz, nevi şahsına münhasır bir ülke! Suya duyduğu özlem nedeniyle Kazakistan, denizsizliğin hüznünü gölleriyle avunarak unutuyor. Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölüyken artık neredeyse tümüyle kuruyan Aral da Kazakların mazisinde bir yara. Bu nedenle göllerini ve göl çevrelerindeki ekosistemleri korumak için önlemler alıyorlar. Hazar, Aral ve yukarıdaki maddelerde adı geçen Tengiz, Kolsay ve Kayınlı göllerinin dışında Kazakistan'da daha birçok göl var. Ve hepsi kartpostallık görüntüleriyle doğaseverleri ve fotoğrafçıları bekliyor. Ülkenin orta batısında bulunan dünyanın 13. büyük gölü Balkaş, Çin sınırlarına yakın Alaköl (Alagöl), bir zamanlar dinazorların kıyısında yaşadığına inanılan Zayşan, 1447 metre rakımlı, ülkenin doğudaki en büyük göllerinden Markaköl, Almatı'ya 70 km uzaklıkta, yine bir deprem sonucu toprak kaymasıyla oluşan Esik, Almatı'nın sayfiye yerleri olarak anılan Kapşagay ve Büyük Almatı gölleri Kazakistan geziniz sırasında mutlaka görmeniz gereken yerler.

***


Bu maddelerden kaçını gerçekleştirdiniz ya da gerçekleştirmeyi düşünürsünüz? Yorumlarınızı ihmal etmeyin! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme